Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Yrd. Doç. Dr. Lütfi Atay: “Çanakkale’de Alternatif Turizm Çeşitleri Geliştirilmeli”

Yrd. Doç. Dr. Lütfi Atay: “Çanakkale’de Alternatif Turizm Çeşitleri Geliştirilmeli”

Fatmanur Güder, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Lütfi Atay ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Türkiye ve Çanakkale’deki turizm sektörünü, sektörün sorunlarını, gelen turistlerin profilini değerlendiren Atay, Çanakkale turizminin gelişimi için çeşitli çözüm önerilerinde bulundu:

Fatmanur Güder: Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Ne zamandır ÇOMÜ’de çalışıyorsunuz?

Yrd. Doç. Dr. Lütfi ATAY: Kayseriliyim. Çanakkale’ye 1993 yılında geldim. Rehberlik yapıyordum. Burada asistanlık sınavı vardı. Sınava girdim. Hasbelkader geldik. Sevdik burayı ve kaldık. 1994’ten beri ÇOMÜ üyesiyim. Yüksek lisans için bir sene civarında İngiltere’de kaldım. Doktora süresi içinde de dokuz ay kadar Amerika’da kaldım. Dokuz Eylül Üniversitesinde doktorayı tamamladık ve döndük. Burada öğretim üyesi olarak devam ediyoruz.

“TÜRK İNSANININ EN BÜYÜK SERMAYESİ: MİSAFİRPERVERLİK”

FG: Hocam, Türkiye’nin turizm sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
ATAY: Türkiye’de turizm sektörü için henüz yeteri düzeyde gelişmiş diyemeyiz. Gelişmekte olan bir sektör ve önemli bir gelir kaynağı. Özellikle 1990’lardan sonra Türkiye’de profesyonellik çok arttı. Bugün otel işletmelerine baktığınızda dünya çapında işletmeler olduğunu görüyorsunuz. Türkiye markalaşmayı sağladı ve uluslararası bakma kabiliyeti kazandı. Aslına bakarsanız Türkiye’nin en büyük avantajı misafirperverlik. Biz para kazanırken o kişiyi nasıl memnun ederim diye düşünürüz. Turist bir soru sorsun biz beş cevap veririz. Arkadaş olur, bir şeyler ikram ederiz. Batı’da böyle değil. Bizdeki gibi duyguların katıldığı bir servis anlayışı yok. Türk insanının bence en büyük sermayesi budur. Bu olduğu müddetçe de Türkiye’nin turizmden kaybetmesi mümkün değil.

Turizmin bazı bölgelerde yoğunlaşması sorun gibi gözüküyor. Bu, Türkiye’nin turizm yapısından kaynaklanıyor. Turizmden daha az pay alan destinasyonlara daha fazla pay ayırmak gerekiyor. Bir de turizmin büyük çoğunluğu sahillerde olduğu için sezonsallık özelliği gösteriyor. Sezon olduğu zaman ciddi bir talep var ama sezon dışı dönemde talepte bir azalma var. Bu da ciddi bir sorun oluşturuyor.

“DENİZ VE KÜLTÜR TURİZMİ BİRLİKTE GELİŞTİRİLMELİ”

FG: En fazla deniz turizmi mi görülüyor?

ATAY: Şu an deniz turizmi öncelikli gözüküyor. Eğer deniz turizmini geliştiremezseniz yani; Antalya, Marmaris, Bodrum gibi deniz kenarlarını geliştiremezseniz turizm hareketinde yetersiz kalırsınız. Çünkü büyük bir potansiyel var. Dünyada sırf deniz turizmine çıkan ciddi bir turist sayısı var. Bu kesimi ihmal edemezsiniz. Bundan pay almak gerekiyor. Türkiye, Antalya sayesinde bu turizm çeşidinden ciddi bir pay alıyor. Sezon uzun. Bu, aynı zamanda otelcilik konseptinin gelişmesini de sağlıyor.

Arzu edilen şey; sadece deniz turizmi değil, deniz turizmi ve kültürel destinasyonların ortak gelişimidir. Kültür turizmini de geliştirmeniz lazım. Orada daha fazla harcama yani daha fazla gelir var. Kültürel turizme katılanlarla ilgili yapılan çalışmalar, bu kişilerin daha fazla harcama yaptığını gösteriyor. Geçen yıl itibariyle İstanbul’a 10 milyon turist geldi. Bu ciddi bir rakam. Bu, şunu gösteriyor; deniz turizminden kültürel turizm dediğimiz sahip olunan değerleri gezmeye yönelik turizm hareketine doğru bir akış var.

“TÜRKİYE EN ÇOK AVRUPA, RUSYA VE ORTADOĞU’DAN TURİST ALIYOR”

FG: Peki, en çok nerelerden turist alıyoruz?

ATAY: Avrupa ve Rusya’dan alıyoruz. Ortadoğu’dan da ciddi bir talep var. Avrupa’da refah düzeyi yüksek olduğu için bireysellik fazla. Avrupa pazarını hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Her zaman değerlendirmemiz gereken bir pazar. Rus pazarında tatil yapma kültürü var. Ruslardan deniz turizmine yönelik ciddi talep var ama çok değişken bir pazar. Üçüncü kesim de Ortadoğu pazarı. Özellikle Arap Baharından önce önemli sayıda Arap geliyordu.  Bu kişiler İstanbul, Bursa gibi daha ağırlıklı olarak yeşil alanları tercih ediyorlar.

İnsanların nerede yaşadıklarını, nasıl alışkanlıkları olduğunu ve ne beklediklerini çok iyi gözlemlemek gerekiyor. Örneğin Ortadoğu pazarı sıcak bölgede yaşıyor. Tatil için daha yeşil, daha serin bir bölgeyi tercih ediyor. Avrupa’da tam tersi bir durum söz konusu. Avrupalı turistler güneşli yerlere gitmek istiyor. Yaşam tarzının sonucu olarak ortaya çıkan beklentiler var. Bu beklentileri karşılamak lazım. Bunları ‘benim tatmin etmek istediğim hedef kitle ne bekliyor?’ şeklinde analiz edip buna göre hareket ederseniz ancak başarılı olursunuz.

 “TURİZMİ DOĞURAN SEBEPLERDEN BİRİ BİLGİDİR, BİLGİNİN PARÇASI DA EĞİTİMDİR”

FG: Hocam biraz da Çanakkale hakkında konuşalım istiyorum. Buraya gelen turistler öncelikli olarak nereleri ziyaret etmeyi tercih ediyorlar?

ATAY: Yabancılar için iki çekim merkezi var; Truva ve Gelibolu. Kültürel turların bir parçası olan turistler için yani; Kapadokya, Konya, Pamukkale ziyaretleri yapan turistler için ise ana sebep Truva. Hatta bu gruplar, içinde Avustralyalı biri yoksa Çanakkale Savaşları bölgesini es geçerler. Çünkü onlar için bir şey ifade etmiyor. İfade eden üç millet var; Türkler, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar. Bunlar için ana çekim yeri de karşısıdır. Gelibolu’ya uğramadan gitmezler.

Turizmde hep şunu söyleriz: Turizmi doğuran sebeplerden biri bilgidir. Bilginin bir parçası da eğitimdir. Biz Türkler olarak Türklerin geldiği kökenleri daha çok merak ediyoruz. Çünkü onları okuyoruz. Bizde merak uyandırıyor. Eğer okumasaydık hiçbir şey ifade etmezdi. Anzaklılar da eğitim sistemi içinde savaşları okuyor ve ister istemez merak edip geliyorlar.

“ÇANAKKALE’DE TURİZM NİTELİK AÇISINDAN YETERSİZ”

FG: Peki sizce yeteri kadar turist geliyor mu?

ATAY: Ne beklediğinize göre değişir. Bana göre gelen turist sayısı makul ama yatırımcıya bakarsanız yetersiz olarak gözüküyor. Bir buçuk milyon civarında Türk insanının buraya geldiği söyleniyor. Bu ciddi bir rakam ama nitelik olarak bakıldığında yetersiz olduğunu görüyoruz.

FG: Neden yetersiz?

ATAY: Çünkü sabah getirip akşam götürüyorlar. Bu seyahat değildir. Bunu turizm olarak tanımlamıyoruz. Yurtdışından gelen turistler de kısıtlı vakitlerini en etkin şekilde kullanmak istiyorlar. Görebildikleri kadar yer görmek istiyorlar. Turizmciler tarafından bu beklenti çok iyi analiz edildiği için bir tur güzergâhı oluşturulmuş. Bu güzergahta Çanakkale bir gecelik bir destinasyon. İstanbul’dan geliyor, bir gece kalıyor ama ertesi gününü burada harcamıyor. Çünkü görülmek istenen Pamukkale, Konya gibi yerler de var.

Çanakkale’de son dönemde gemi konusunda girişimler var. Bu da çok benzer bir durum. Yanaş, gezdir, ayrıl.

“GENEL DEĞERLENDİRME YERİNE SORUNLARI AYRI AYRI, YERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMELİYİZ”

FG: Sizce bunun çözümü ne peki? Ne yapılmalı?

ATAY: Önce mevcut durumu geliştirmemiz, sonrasında da yeni gelişimleri nasıl sağlayabileceğimizi düşünmemiz lazım. Bir kere klasik kültür turlarını değiştiremeyiz ama kalış zamanı uzatılabilir. Turisti burada bir saat değil, üç saat tutarsınız. Truva’yı tekrar düzenlersiniz. Aktivite alanlarını genişletirsiniz.

Bir de Çanakkale’yi ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Yıllardan beri şöyle bir hata yaptık; tek pencereden bakıyoruz. ‘Çanakkale destinasyonunda turizmi nasıl çözeriz?’ Bütün yetkili birimler böyle bakıyor. Böyle bakınca sadece temel sorunları görüyoruz. Bunun yerine mikro destinasyon dediğimizi yapmalıyız. Merkez’in, Assos’un, adaların veya diğer yerlerin sorunlarını ayrı ayrı düşünmemiz lazım. Aksi halde Merkez’deki insanı ilgilendirmeyen bir sorun temel sorun olarak görülüyor veya Assos’takini ilgilendirmeyen bir durum temel sorun olarak gözüküyor. Bu sıkıntı çözülmeli.

“KONGRE TURİZMİ GELİŞTİRİLMELİ”

Bir de alternatif turizm çeşitlerini arttırmak lazım. Kongre turizmi geliştirilmeli. Bu anlamda Üniversite’nin çok etkin kullanılması gerekiyor. Mesela bizim Troya Kültür Merkezimiz yeterli değil. Troya’nın konsepti kongre turizmine uygun değil. Profesyonel kongre merkezi geliştirmek lazım. Bunun en güzel örnekleri; Haliç ve Lütfi Kırdar Kongre Merkezleri.

Kongreye gelen kişiler şehirde üç-beş gün kalmaya geliyor. Kongre makulse veya gelenekselleşmişse onun bütün katılım ücretini Üniversite veriyor. Üniversite’nin bir bütçesi var. Kongreye gelen kişilerin masrafları kurumlar ya da sponsorlar tarafından karşılandığı için bu kişilerin harcama yapma potansiyeli çok daha fazla oluyor. Çanakkale’de şu an ciddi bir kongre merkezi yok. Kolin Otel de yetersiz. Yeni salonların açılması Kolin’in işini engellemez, daha çok büyütür. Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası bir tane kongre merkezi açtı. Bence çok hoş bir mevkide değil. Mutlaka bir bildikleri vardır ama bence daha merkezde olabilirdi. Sanıyorum Rektör Hoca ile Belediye Başkanının bir görüşmesi olmuş. Rektör Hoca’nın Eğitim Fakültesi’nin içine kurulması yönünde bir talebi var. Belediye Başkanı da Çadır’ın olduğu yere bir kongre merkezi kurmak istiyor.

Şu anda Çanakkale’de çok fazla otel var. Türk gruplarının, öğrenci gruplarının ihtiyaçlarını karşılayacak tipik oteller bunlar. Ama bu pazar dilimi artık doymuş. Fiyat düşük. Çünkü çok fazla aynı pazara hitap eden kesim var. Engelleyemezsiniz ama daha fazla açılması teşvik edilmemeli. Onun yerine daha nitelikli, kongrelere yönelik oteller açılabilir.

“ÇANAKKALE EN İYİ DALIŞ MERKEZLERİNDEN BİRİ OLMALI”

Kültürel aktivitelerin yanında yapılabilecek aktiviteler arttırılmalı. Örneğin; dalış. Çanakkale en iyi dalış merkezlerinden biri olmalı. Şu an dalma ile ilgili bazı sorunlar var. Bazı yerlerde dalış yasak. Bunun yanında Kaz dağlarında ciddi potansiyel var. Burada yürüyüş, kırsal turizm, dağ turizmi değerlendirilebilir.

 “İNSANLARIN ZİHNİNDE MERAK UYANDIRICI UNSURLAR YARATMANIZ GEREK”

Talep yaratmanın başka bir yolu da yönlendirmek. Sizin mutlaka insanların zihninde merak uyandırıcı unsurlar yaratmanız lazım. Mesela Mısır film yaptı. Bir başkası bir roman yazdı, vb. Son dönemde Çanakkale filmleri yapılıyor. Bunlar mutlaka Çanakkale’ye olan talebi arttıracaktır. ‘Filmde burasını görmüştüm, yeter’ demez insanlar. Turizmin gördükçe şiddeti artan bir talep özelliği var. Bir yeri 10 boyutlu filmde dahi görseniz gidip canlı görmek istersiniz.

FG: Peki hocam ÇOMÜ’ye gelirsek; Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu tercih edilen bir okul mu?

ATAY: Tabii. Bütün bölümlerde kontenjanlarımız dolu. Bazı bölümlerde öğrenci sıkıntısı olabiliyor ama bizde talep etmediğimiz halde YÖK sürekli kontenjanı arttırıyor. Bu sene 70 istedik, 77 yaptılar. Kapasiteyi zorluyoruz. Bir yük var. Bundan kurtulmak istiyoruz. YÖK hayır diyor. Turizm, sosyal imkânları ve iş imkânları fazla olan popüler bir alan. Biz de en iyilerden bir tanesiyiz. Bizdeki hiçbir öğrenci turizm işi yapacaksa işsiz kalmaz.

“YABANCI DİLE ÖNEM VERİYORUZ”

Turizm kökenli hoca sayısını arttırmaya çalışıyoruz. Bunun yanında dil bizim için çok önemli. İngilizce zorunlu. Üniversitenin ilk İngilizce hazırlık sınıfını açan okul bizim okuldur. Hazırlık sınıfı haricinde dört yıl boyunca bir dil almak da zorunlu. Bir Amerikalı, bir Rus, bir Japon bir de Avusturyalı hocalarımız var. Yeni hocalarımız da geliyor. Onlarla da görüşeceğiz. Eğer Rektörlüğün imkânları varsa ve uygun görürse, anadili İngilizce olan hoca sayısını da arttırmayı düşünüyoruz. Bu konuya önem veriyoruz. Benim 9 yaşında çocuklarım var. İngilizce konuşuyorlar. Bakıyorum bazı öğrencilere dört yıllık üniversite mezunu ve mezun olunca yabancı dil kurslarına gidiyor. Bu, bence utanç kaynağı. Bunun yaşanmaması için imkânları arttırıyoruz. Her gün dil dersi koyduk. İki unsur; yabancı hoca ve her gün İngilizce dersi. Bunların dil sorununu çözeceğini düşünüyoruz. Ben dilden hayatımı kazandım. Ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrendim.

TÜRKİYE’DE BİR İLK: BÜYÜK FİRMALARIN İNSAN KAYNAKLARI ÇOMÜ’YE GELİYOR

FG: Hocam peki diğer kurumlarla ilişkileriniz nasıl? Öğrencilerin eğitimleri sırasında pratik yapmaları için veya mezun olduktan sonra iş bulma imkânları açısından herhangi bir çalışmanız, işbirliğiniz var mı?

ATAY: Uygulama için 90 gün stajımız var. Bir de teras katında uygulama salonumuz var. Üniversite bir buluşma, sosyalleşme yeri. Üniversitede her şeyi veremezsiniz. Sektörle ne kadar bağlantınız varsa o kadar faydası var. Şu anda sektörden beş arkadaş derse geliyor. Alanında uzman kişiler. Bu konuda avantajlıyız. Özellikle bu dönem sektörle çok ciddi bağlantılar kuruyoruz. Four Seasons Hotel’i getirdik. Bunun yanında 27-28 Şubatta kariyer günleri yapıyoruz. Türkiye’nin önde gelen gruplarını çağırdık. 12-13 tane otel gelecek. İş görüşmelerinde yaşanan sorunları bildiğimiz için biz firmaları buraya getirelim dedik. Onlar öğrencilerin ayağına gelsin ki öğrenciler akşama kadar yakalarına yapışsın. Konferans salonunda onlara bir seans ayarladık. Saatleri var. Gün boyunca dersliklerde görüşmeler yapacaklar. Herkes kendini tanıtacak. Türkiye’de bu ilk defa yapılıyor. Böyle bir durumda öğrencinin insan kaynakları sorumlusunu ikna etmesi daha kolay olacaktır. Çünkü akşama kadar orada. Tabii bu öğrencinin isteğine, azmine bağlı. Çalışmalarımız devam ediyor.

FG: Zaman ayırdığınız için teşekkürler.

Filtreler:
Görüntülenme: 208
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir