Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Bir Kamusal Mekan Olarak Çocuk Oyun Alanları (1)

Bir Kamusal Mekan Olarak Çocuk Oyun Alanları (1)

2009 yılında Çanakkale Kent Konseyi çatısı altında bir grup gönüllü kadın Çanakkale’deki çocuk parkları üzerine bir çalışma yürüttü. Ben de bu çalışmaya bir akademisyen ve bir anne olarak destek verdim. Bu çalışma sürecinde elde ettiğimiz verilerden yola çıkarak “2010-2014 Çanakkale’deki Oyun Alanlarının Geliştirilmesi Eylem Planı“nı hazırladık. Bu çalışmanın sonuçları ve eylem planı, 2010 yılında Kent Konseyi tarafından yayınlandı [1]. Ben bu süreçte elde ettiğimiz verileri, kendi deneyimlerimi ve gözlemlerimi üç bölümden oluşan bir yazı dizisi ile paylaşmak istiyorum. Ama öncesinde tartışmak istediğim iki soru var. Birincisi “Çocuk parkları neden önemlidir?”, diğeri ise “Bir çocuk parkında bulunması gereken özellikler nelerdir?”.

Çocukların kendi sokaklarında ve doğada oynamaları giderek zorlaşıyor!

Açık havada koşmak, oynamak bir çocuğun yalnızca fiziksel gelişimi için değil aynı zamanda kişisel gelişimi için de son derece önemlidir. Oyun, çocuğun psikolojik gelişimine, sosyalleşmesine katkı sağlar. Çocuklar oyun oynayarak problem çözme yeteneklerini ve yaratıcılıklarını geliştirirler, kısaca hayata hazırlanırlar[2] [3]. 1989 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi oyunu ve rahatlamayı çocuklar için bir hak olarak tanımlamaktadır[4]. Aslında çocuğun oynayabildiği her alan bir oyun alanıdır. Çocuklar evlerinin bahçelerinde, sokaklarında ya da mahallelerindeki boş bir arsada arkadaşları ile birlikte üstelik yaratıcı bir biçimde oynayabilirler. Bugün, özellikle küçük kentlerde büyümüş yetişkinlerin çocuklukları muhtemelen bu şekilde geçmiştir. Kardeşler, kuzenler, komşu çocukları hep birlikte tüm mahalleyi oyun alanına çevirebilmişlerdir. Ancak, ne yazık ki yaşadığımız yerler değişiyor. Artan nüfus, yapılaşma, taşıt trafiği nedeniyle çocukların kendi sokaklarında oynama şansları azalıyor. Hele büyük kentler için artık bu imkansız. Üstelik giderek daha fazla anne çalışma hayatına katılmakta, büyük aileler yerini küçük ailelere bırakmaktadır. Bu durum, çocuğun dışarıda geçirdiği zamanın daha kısıtlı olması anlamına gelmektedir. Kentleşme süreci ve değişen toplumsal yapıya paralel olarak çocukların oyun oynamaları için düzenlenmiş güvenli mekanlara olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.

Çocuk parkları, küçük çocuğu olan ailelerin (ya da annelerin) en fazla zaman geçirdiği kamusal mekanların başında gelmektedir. Bununla birlikte çocuklar ve aileleri için son derece önemli bu mekanlar genellikle bizim kentlerimizin en ihmal edilen alanları olmaya devam etmektedir. Bunda çocukların ve kadınların kent yöneticilerine taleplerini iletememelerinin ve çocukların kentte hiçbir temsiliyetleri olmamasının payı büyüktür. Çocuklar seçimlerde oy kullanamazlar. Çocuk parklarının ihmal edilmesindeki bir diğer neden, acaba 40 yaşın üstünde ve çoğunluğu erkek olan yöneticilerin çocukluklarında oyun oynamak için bir oyun parkına ihtiyaç duymamış olmaları ya da kendi çocukları ile parka gitmemiş olmaları olabilir mi? İyimser bir tahminle yöneticiler henüz bu ihtiyacın farkında değiller ya da iki salıncak ve bir kaydırağın yeterli olduğunu sanmaktadırlar.

Çocuk dostu kentler…
Oyun alanlarının niteliği ve niceliği tüm dünyada önemli bir yaşam kalitesi göstergesi olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte son yıllarda yaygınlaşan “çocuk dostu kentler” yaklaşımı çocukların yalnızca kendileri için ayrılan alanlarda değil tüm kentte güvenli bir biçimde hareket edebilmelerine vurgu yapmaktadır. Hatta bu yaklaşım çocukların kendileri için ayrılmış alanlara hapsedilmelerinin bir tür kentsel ayrışmaya neden olduğunu ve çocukları görünmez kıldığını savunmaktadır[5]. Çocuk dostu bir kentte tüm kamusal mekanlar çocuklar da düşünülerek tasarlanmalıdır. Aşağıda (Fotoğraf 1) bir semt müzesi olarak tanımlayabileceğimiz Berlin Kreuzberg Müzesi’nin bahçesinden bir fotoğraf görülmektedir. Bir müzenin bahçesini çocuklar için çekici hale getirmek, hem bir annenin müzedeki sürekli değişen etkinlik ve sergileri takip etmesini kolaylaştırmakta hem de çocukların çok erken yaşta müze ile tanışmalarına katkı sağlamaktadır. Fotoğraf 2 ise bir yaya yolundan, yani burası bir oyun alanı değil. İsteyen merdivenlerden inerek yoluna devam edebilir, isteyenler kayarak. Ben sırtında çantası kayarak yoluna devam eden gençler de gördüm. Bu kaydırak aynı zamanda çocuklara anne babaları ile birlikte oynama imkanı da yaratıyor.

Fotoğraf 1. Berlin, Kreuzberg Müzesi bahçesi (Berlin,2010, A.B. Uysal kişisel arşiv)

Fotoğraf 2. Bir yaya yolunda baba ve oğlu (Berlin,2010, A.B. Uysal kişisel arşiv)

Oyun alanlarında güvenlik standartları ve yeni yaklaşımlar
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Almanya gibi ilk sanayileşmiş ülkelerin aynı zamanda ilk oyun alanlarının tasarlandığı ülkeler olması şaşırtıcı değildir. ABD’nde 1821 yılında Massachusett’de Latin Okulunun bahçesinde kurulan “Açık Hava Jimnastik Alanı” literatüre ilk çocuk oyun alanı olarak geçmiştir. 1837’de Almanya’da kurulan çocuk bahçeleri bunu izlemiştir. Bu ilk kurulan oyun alanları daha çok fiziksel aktivitelere olanak tanıyan ve doğal malzemeler kullanılarak tasarlanmış alanlardır[6]. Çocuk oyun alanlarının nasıl tasarlanması gerektiği ilk yıllardan bu yana önemli bir tartışma konusu olmuştur. 1907 yılında, ABD’nde güvenli oyun alanları oluşturmayı hedefleyen Oyun Alanları Derneği (bugünkü ismi NRPA) kurulur. 20. yüzyılda kentleşme sürecinin artmasına paralel olarak oyun alanları da yaygınlaşır. Oyun alanlarında yaşanan kazalar, çocuk yaralanma riskleri güvenli oyun alanları oluşturmak için standartlaşma ihtiyacını ortaya çıkarır. Bu öncü ülkelerde oyun alanlarındaki yaralanmalar konusunda ciddi istatistikler bulunmaktadır. Özellikle 1980lerden sonra oyun elemanlarında kullanılan malzemelerin uygunluğu, oyun elemanlarının tasarım kriterleri, montajı gibi birçok parametreyi içeren standartlar geliştirilmiştir. Türkiye’de de oyun alanları standardı, Türk Standartları Enstitüsü tarafından tanımlanmıştır (TSE EN 1176).

Çocuk parkları, çocukların yalnızca eğlendikleri ve fiziksel aktivitelerde bulundukları yerler olmaktan çıkıp sosyalleştikleri, yaratıcılıklarını artırdıkları, doğayı keşfettikleri yerler haline gelmektedir. Çocuk parkı dendiğinde aklımıza gelen salıncak, kaydırak, kum havuzu “geleneksel oyun alanı” olarak tarif edilmektedir. Geleneksel oyun alanları, bireysel oyuna olanak sağlamakta ve çocukların yalnızca büyük kas aktivitesi ve kaba motor gelişimine katkı sağlamaktadır. Çocukların çevrelerini keşfetmelerine olanak tanıyan “macera oyun alanı” fikri 1960lı yıllarda ABD’de ortaya çıkmıştır ve günümüzde oldukça yaygınlaşmıştır. Çocukların yaratıcılıklarını destekleyen ya da bir tema çerçevesinde geliştirilen, örneğin hayvanları ya da bitkileri tanıtan oyun alanları da bulunmaktadır. Çocuk parklarında yeniden bir doğaya dönüş söz konusudur[7][8] [9].

Bir çocuk parkı nasıl olmalıdır?
Bu konu çocuk gelişimi, çocuk sağlığı, çocuk psikolojisi, beden eğitimi, tasarım, peyzaj mimarlığı, şehir planlama gibi çok sayıda disiplinin ortak çalışması gereken bir alandır. Değişen yaklaşımlarla birlikte tasarım kriterleri de çeşitlenmekte, değişmektedir. Yine de çocuk parklarının tasarlanması ile ilgili temel kriterleri özetlemek mümkündür [6] ;

  • Erişilebilirlik. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk evinden çıkarak tek başına 2-3 dakikada konut birimindeki parka, 10 dakikada mahalle parkına gidebilmelidir.
  • Güvenlik. Kullanılan malzeme ve tasarımlar standartlara uygun olmalıdır. Parmaklıklar arasındaki aralıklar çocuğun başını sokmasına izin vermeyecek ölçüde olmalı gibi.
  • Çeşitlilik ve çekicilik. Farklı aktivite olanaklarını içermelidir. Neşeli, süprizli olmalı, keşif duygusuna ve hareketliliğe olanak tanımalıdır.
  • Kontrol. Çocuklar ebeveynlerin gözetimi olmaksızın oynayabilmelidirler. Parkın etrafı çevrili olmalıdır. Ayrıca ebeveynin oturduğu yerden çocuğunu görebilme imkanı olmalıdır.
  • Karma kullanım. Farklı yaş gruplarının (yaşlılar, gençler gibi) bir arada olmasına ve görsel etkileşime olanak sağlamalıdır.
  • Doğru malzeme. Sentetik çevre yerine olabildiğince doğal bir çevre oluşturulmalıdır. Yeni oyun elemanlarında ağırlıklı olarak ahşap ve doğal malzeme kullanıldığı söylenebilir.
  • Sosyalleştirici. Çocukların birbirleri ile ve çevreleri ile etkileşime girmelerine, birlikte oyun oynamalarına, oyun kurmalarına olanak tanımalıdır. Yalnızca çocukların değil aynı zamanda anne, baba, büyükanne ve dedelerin de sosyalleşmesine katkı sağlamalıdır.
  • Peyzaj. Çocuk oyun alanları bir kentin yeşil alan sistemi içerisinde tasarlanmalıdır. Yürüme ve bisiklet yolları ile desteklenmelidir. Kentin yeşil alan sistemine paralel olarak oyun alanları da mekansal ve işlevsel olarak farklılaşabilir.
  • Kullanıcı talepleri. Parkların tasarlanmasında iklim, topoğrafya gibi fiziksel faktörler kadar önemli bir diğer konu ise kullanıcıların talepleridir.  Kültürel farklılıklar, alışkanlıklar parkların tasarımında dikkate alınmalıdır.

Çanakkale’de kişi başına kaç m2 oyun alanı düşüyor?
Kişi başına düşen oyun alanı, kentlerdeki yaşam kalitesini anlayabilmemiz açısından önemli bir göstergedir. Kişi başına ne kadar çocuk oyun alanı planlanması gerektiği ülkeden ülkeye değişmektedir. Alman standartlarına göre, 150-200 kişi/hektar yoğunluklu bir mahallede kişi başına 0.5 m2/kişi oyun alanı düşecek şekilde planlama yapılmalıdır[8]. Fransa’da kişi başına 5 m2, İngiltere’de kişi başına 6-8 m2 çocuk oyun alanı ayrılmaktadır [10]. Türkiye’de imar mevzuatında oyun alanları ile ilgili doğrudan bir kriter bulunmamaktadır. Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik (1985 ve değişiklik 1999) nüfusu 45 000 ile 100 000 arasındaki kentlerde kişi başına 1 m2 kreş+anaokulu alanı ve 10 m2 aktif yeşil alan standardı belirlemektedir. Oyun alanlarının yeşil alan sistemi içerisinde düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Türkiye kentleri için yapılan araştırmalarda ise kişi başına düşen oyun alanı miktarı için 1 m2/kişi ile 2,5 m2/kişi arasında değişen öneriler yapılmaktadır [10][11].

Çanakkale’de, Çanakkale Belediyesi tarafından düzenlenmiş olan 70 adet oyun parkı bulunmaktadır. Site içerisindeki ve kreşlerdeki oyun alanları bu çalışma kapsamında değerlendirilmemiştir. Çanakkale kenti için yapılan analizde kişi başına düşen oyun alanı miktarı (2009 verilerine göre) 0,15 m2/kişi olarak hesaplanmıştır. Siteler ve kreşlere ait oyun alanları da dikkate alındığında bu miktar biraz daha artacaktır ancak yine de oyun alanı miktarının çok yetersiz olduğu ortadadır. Kentin yeni gelişme alanı olan Esenler Mahallesi oyun alanı miktarının en yüksek olduğu mahalledir (0,25 m2/kişi) ve onu Cevatpaşa Mahallesi (0,18 m2/kişi) izlemektedir. Aşağıda (Tablo 1) mahallelerdeki oyun alanı miktarı görülmektedir. Ülkemizin çeşitli kentlerinde oyun alanları ile ilgili yapılan çalışmalar bu sorunun tüm kentler için geçerli olduğunu göstermektedir. Aşağıda (Tablo 2) yurt dışında ve ülkemizdeki bazı kentlerde kişi başına düşen oyun alanı miktarları görülmektedir. Aslında oyun alanı miktarındaki yetersizlik genel olarak kentlerde yeşil alanların yetersizliği ile de ilişkilidir.

Tablo 1. Bazı kentlerde kişi başına düşen oyun alanı miktarı (m2/kişi)[10], [12], [13]

Kent m2/kişi Kent m2/kişi
Berlin 10.7 Tekirdağ 0.55
Münih 11.6 Balıkesir 0.18
Amsterdam 2.5 Ankara 1.2

Tablo 2. Çanakkale mahallelerde kişi başına düşen oyun alanı miktarı*[1],

Mahalle Nüfus yoğunluğu (ki/ha) Oyun alanı sayısı Oyun alanı toplam m2 Kişi başına düşen oyun alanı miktarı (m2 /kişi)
Barbaros 95 25 4360 0,13
Cevatpaşa 225 13 4280 0,18
Esenler 73 16 4312 0,25
Fevzipaşa 161 1 300 0,1
İsmetpaşa 112 13 1786 0,1
Kemalpaşa 237 1 300 0,09
Namık Kemal 165 1 300 0,06
TOPLAM 133 70 15538 0.15

* Mevcut konut alanları ve oyun alanları AutoCAD dosyası üzerinden ölçülmüştür. Mahalle nüfusları bina sayısı (Çanakkale Belediyesi, 2009) ile hane büyüklüğü (2.5) çarpılarak elde edilmiştir.

Çanakkale’deki oyun alanlarını erişebilirlik açısından değerlendirdiğimizde daha olumlu bir tablo ortaya çıkmaktadır. 400 myürüme mesafesi esas alındığında kent genelinde hemen hemen tüm konutların yürüme mesafesinde bir çocuk oyun alanına erişilebildiği görülmektedir. Hatta konutlar büyük oranda birden fazla çocuk oyun alanına erişebilir konumdadır. Ancak Çanakkale için asıl sorun çocuk parklarının çeşitlilik ve fiziksel aktiviteye olanak sağlayacak büyüklükten yoksun olmasıdır. 100 m2‘nin altında 9 adet, 100 m2 ile 250 m2 arasında 41 adet oyun alanı bulunmaktadır. Bu durum kentteki oyun alanlarının yaklaşık %70’inin çocukların aktif etkinliklerine olanak sağlayacak büyüklüğe sahip olmadığını göstermektedir.

İkinci yazımda Çanakkalelilerin oyun parkları hakkında ne düşündüklerini, oyun parklarında yaptığımız anketlerden yola çıkarak değerlendireceğim. Üçüncü yazımda ise oyun parklarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi için neler yapılabileceği tartışılacaktır.

Kaynaklar

[1] Başaran Uysal, A. 2010. Çanakkale Çocuk Oyun Alanları, Çanakkale Kent Konseyi Yayınlar 22, Çanakkale.
[2] Cole-Hamilton, I., Harrop, A. and C. Street, 2001. The Value of Children’s Play and Play Provision: A Systematic Review of the Literature, The Planning and Location of Play Provision in England: A Literature Review, New Policy Institue, United Kingdom.
[3] White, R. and Stoecklin, V.L., 1998. Children’s Outdoor Play & Learning Environments: Returning to Nature. Early Childhood New, White Hutchinson Leisure & Learning Group
[4] UNICEF, The United Nations Convention on the Rights of the Child. http://www.unicef.org/crc/files/rights_overview.pdf erişim tarihi 08.04.2013.
[5]  Kytta, M. 2004. The Extent of Children’s Independent Mobility and the Number of Actualized Affordances as Criteria for Child-Friendly Environments, Journal of Environmental Psychology 24(2004) 179?198.
[6]  Friedberg, M.P. 1982. Juvenile Play Areas, Chapter Seven in Handbook Of Speciality Elements İn Architecture, edited by A. Alpern, Mcgraw-Hill Book.
[7] White, R. and V. L. Stoecklin, 1998. Children’s Outdoor Play & Learning Environments: Returning to Nature, Early Childhood New, White Hutchinson Leisure & Learning Group.
[8] Öymen Gür, Ş., and T. Zorlu, 2002. Çocuk Mekanları, YEM Yayınları.
[9] Erickson, A. 1912. The Politics of Playgrounds, a History, http://www.theatlanticcities.com/arts-and-lifestyle/2012/03/politics-playgrounds-history/1480/, erişim tarihi 20.06.2013.
[10] Aydemir, S. 2004. Kentsel Açık ve Yeşil Alanlar: Rekreasyon, Kentsel Alanların Planlanması ve Tasarımı, Kentsel Alanların Planlanması ve Tasarımı, editör Aydemir, Ş. vd. 285-337. Akademi Kitabevi, Trabzon.
[11] Çetiner, A., 1991. Şehircilik Çalışmalarında Donatım İlkeleri, İstanbul Teknik Üniversitesi Baskı Atölyesi, İstanbul.
[12] Şişman, E. E. and M. Özyavuz, 2010. “Çocuk Oyun Alanlarının Dağılımı Ve Kullanım Yeterliliği: Tekirdağ Örneği”, Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi, 7 (1): 13?22.
[13] Türkan, E. E. and S. Önder,  2011. “Balıkesir Kenti Çocuk Oyun Alanlarının İrdelenmesi”, Journal of Tekirdag Agricultural Faculty, 8(3): 69-80.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir