Bazı zamanlar Google’ın harita programını kullanmam gerekiyor. O zamanlarda Çanakkale’nin uzaydan görüntüsü beni hep üzüntüye itmiştir. Kent içinde dolaşır iken aslında çok dikkatimizi çekmeyen bazı ayrıntılar, o gökyüzü görüntüleri ile ortaya çıkıveriyor. Bir şeye iyice vakıf olmak için hep uzaktan bakın derdi büyüklerimiz. Ne kadar haklı oldukları ortada. Çanakkale’de yeşillik alan hiç yok denecek kadar az farkında mısınız? Uzun zamandır bunu dile getirmeyi düşünür iken, Boğaziçi Üniversitesi’nin Çevre ve Fotoğrafçılık kulüplerinin ortak hazırladıkları bir yarışmanın afişi ile karşılaştım. Afişte kullanılan resim ve yarışmanın ismi beni bu yazıyı yazmaya itti. Aslında sorunun sadece Çanakkale’nin değil, tüm kentlerimizin sorunu olduğunu o zaman düşündüm. İlk kent yerleşiminin Anadolu topraklarında olması ile övünürüz. Troya bile 9 defa üst üste kurulmuş bir kent olarak tarihte yerini alır. Günümüzden neredeyse 6 bin yıl öncesine kadar uzanan şehirleşme, özellikle ortaçağda kentlere dönüşmeye başlamıştır. İlk aşamada güvenlik amacı ile kalelerin çevresinde oluşan yapılaşma, zaman içinde gelişen kapitalizm ile kentlerin tek cazibe merkezleri olmalarını sağlamıştır. Ticaret oradadır. Sanayi oradadır. İbadet merkezleri oradadır. Yani hayatın her aşaması kentlerde toplanmaya başlamıştır. Özellikle sanayi devrimi ile kentler patlama yapmış ve kentlere nüfus göçü devasa boyutlar almıştır. Bugün “mega kentler” denilen New York, Tokyo ve Londra’nın nüfusu 9 milyon civarlarındadır. İstanbul, Şanghay gibi kentler için rakam telaffuz etmek bile insanı korkutuyor. Türkiye nüfusunun neredeyse 1/5’i İstanbul’da yaşamaktadır. Kentlerdeki bu kadar yoğun nüfus baskısı, insani yaşam koşullarının azalmasına neden olmaktadır. Yaklaşık bir ay önce UNDP Türkiye başkanı Shahid Najam, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde 2011 yılı İnsani Gelişme Raporunu sundu. Bu raporun hazırlanmasında temel aldıkları sağlık, eğitim, kültürel yaşam ve nüfus yoğunluğu gibi kavramlardan bahsetti. Yani kent içinde kişilere ne kadar yeşil alan düştüğü de bu değerlendirmede önceleniyordu. Türkiye, İnsani Gelişme Endeksinde ne yazık ki çok gerilerde(92’nci sırada). Bunun temel nedenlerinden biri de ne yazık ki kentlerimizde kişi başına düşen yeşil alanlarının azlığı. Ben liseyi Bursa’da okuduğum yıllarda ismi “Yeşil Bursa” idi. Ama bugün aynı şey söylenemiyor. Çanakkale’de yeşil alan olarak gösterebileceğimiz tek yer Halk Bahçesi (eski adıyla İngiliz Bahçesi). Sarıçay boyundaki Morabin parkı da yeni köprü yapımı nedeniyle yok ediliyor. Kente ait bir haritayı elimize alalım ve nerede ne kadar yeşillik kaldı beraberce bakalım. Yok. Hızlı bir şekilde ranta sunduğumuz kentimizde neredeyse nefes alacak yer kalmayacak. Dediğim gibi sadece kalan alan Halk Bahçesi. Tarım İl Müdürlüğü’nün bahçesinden ise kentliler yararlanamıyorlar. Burada sadece bir tek şey kalıyor. İmara yeni açtığımız her yeni alanın içinde mutlaka bir de büyük yeşil alan açmaz isek, kentimiz ileride sadece bir beton kenti olacak. O zaman serinlemek için de, nefes almak için de para vereceğiz. Kentimizde mutsuz insanlar olacağız. Bunun önüne geçmek bugünden bizim elimizde. Sadece yöneticiler değil, biz kentlilere de çok iş düşüyor. El verin kentimizi yeşillendirelim.

‘ÇANAKKALE İÇİNDE’ Notu: Bu yazı Oral Kaya’nın izniyle, http://oralkaya.blogspot.com adresli blogundan alınmıştır.