Kuzey Ege?nin bizde pek bilinmeyen adası Limni?de yaşadıklarımdan sonra şuna ikna oldum ki, Ege?de yepyenibir dönemin başlangıç aşamalarıdayız. ?Şarap renkli sularda? gün ağarmakta, ?gül parmaklı şafak? tüm evlatlarını birlikte kucaklamaktadır.
Bu cümleleri biraz fazla edebi bulanlara amacımı şu sözcüklerle anlatayım: Ege?nin iki yakasının birbirinden koptuğu, adeta duvarla ayrıldığı günlerin sonuna gelindi. Gelecek, buluşma makamındadır.
Küçük bir geriye dönüş: Bundan beş altı yıl kadar önce Bilgi Üniversitesi?nden bir grupla Batı Trakya?da bulunuyorduk. Kavala valisinin bizlerle tanışmak istediği söylendi. Tabii, gittik. Vilayet binasında bize olağanüstü ilgi gösterildi, su börekleri, baklavalar ikram edildi. Derken, daha önceki gün Trabzon?dan ayrılmışa benzeyen ve Rumca?yı Karadeniz aksanıyla konuştuğuna şüphem olmayan vali bey mesajı verdi:
?Burada siz Türkleri turist olarak ağırlamak istiyoruz. Özellikle Semadirek ve Tasos adaları tatilcilerinizi bekliyor.?
Kuşkusuz bunun başlıca nedeni, eskiden buralarda tatil yapan Almanların ve İngilizlerin başka yerlere, örneğin Antalya?ya yönelmiş olmasıydı.
Hepimize Türkçe broşürler, tişörtler, kepler verdiler. ?Hazırız,? dediler.
O zamandan bu yana bu bölgeye gelen Türk turist sayısında fazla bir artış olduğunu sanmıyorum.
Daha önce de yazdığım gibi, Limni?de Türkiye?den tek turiste rastlamadık.
Bunun en önemli nedeninin vize sorunu ve ulaşım güçlüğü olduğu kanısındayım.
GESTAŞ?ın başlattığı Çanakkale-Limni seferleri bu bağlamda önem kazanıyor. Bu konuya döneceğim.
*
Ege?de önemli bir tarihsel dönüşüm yaşanıyor. Dengeler değişiyor. Sakın emperyalist ya da militarist anlamlar yüklenmesin. Demografik, ekonomik ve kültürel anlamda söylüyorum:
?Türklerin Ege?ye büyük dönüşü başlıyor!?
Bu ?dönüş?e bir çeşit normalleşme gözüyle de bakabilirsiniz: Kapalı olan pencere açılıyor.
Tohumdan bitki yetiştirmiş olanlar bilirler. Toprağı delip çıkan fidecikler eğer iki yandan da ışık alıyorlarsa dik büyürler. Yalnızca bir yandan ışık alıyorlarsa, o yana uzanırlar, boyunları bükük görünür.
Son yüzyılda Ege adalarının durumu biraz böyleydi. Yunan egemenliği altında olanlar için anakara ya da Türkiye penceresi, Gökçeada ve Bozcaada için ise Yunanistan penceri kapalıydı.
Tarihsel anlamda, ?anormal? bir dönemdi bu.
Bitkiler gibi adaların da her iki yandan da gelecek ışığa ihtiyaçları vardı.
Şimdi ufak ufak o yönde adımlar atılıyor.
*
?Demografi?, yani nüfus faktörü, tarihin önemli dinamolarından birisidir. Türkiye kalabalık ve nüfusu hızla artan bir bir ülke, 11 milyonluk Yunanistan ise hızla azalıyor. Yunanistan adalarda çalışacak insan bulmakta sıkıntı çekiyor.
Dahası, çok kötü durumda olan Yunan ekonomisi adaların getirdiği ek yükü taşımakta zorlanıyor. Örneğin, Limni?deki memurlara verilen ek ?mahrumiyet? ödentisi bu yıl verilememiş.
Türk ekonomisi ise, maşallah, engel tanımaz girişimcileri ile, azgın bir boğa misali girecek yer arıyor.
Ege?nin iki yanının aynı üst siyasal egemenlik altında buluşması ile bentler yıkılacak, demografi ve ekonominin gerekleri yerine gelecektir. Bunu söylerken öncelikle Türkiye?nin Avrupa Birliği?ne (AB) tam üye olmasını kastediyorum. O zaman seyahat ve mülk edinme engelleri ortadan kalkacaktır.
Her iki pencerinin de açık olması, adalara iyi gelecektir.
AB olmasa bile, tarihsel güçler iki ülkeyi başka türden bütünleşmelere zorlayacaktır. Şimdi çok uçuk görünebilir ama, yalnızca 60 yıl önce Menderes ile Karamanlis?in bir çeşit konfederatif bağlantıyı düşündüklerini hatırlayalım.
Bu bağlamda, ben yıllardır Kuzey Ege?de içine Limni, Semadirek, Gökçeada, Bozcaada ve Midilli?yi de alan bir ilişkiler ağı kurulmasını savunuyor, o yönde atılan her adımı, ilk bakışta fantezi gibi görünse de, yürekten destekliyorum.
GESTAŞ?ın Çanakkale ile Limni arasında başlattığı seferler bunlardan biridir. Limni dönüşü, Kaptan Özcan Kargın?ın kumandasındaki Conkbayırı denizotobüsünün kaptan köşkünde, Poseidon?un atlarını bağladığı mağaraların üzerinden geçerken, bunları düşündüm.
Gelecek kuşaklara gıpta ettim.

[Kaynak: Radikal]