Fethin Öncüleri Manavlar ve Çıplak Köyü

Fethin Öncüleri Manavlar ve Çıplak Köyü
Fecri Polat
08/09/2020

Son haftalarda benim de araştırma alanımın içinde olan ve üzerine uzun zamandır araştırma yaptığım köylerden biri olan Çıplak Köyü ile ilgili medyada dönen ve hiç hoşnut kalmadığım bir haber üzerine bu yazıyı kaleme aldım.

Troas Bölgesi tarihin her döneminde, konumu itibariyle değişik birçok kültüre ev sahipliği yapmıştır. Yapılan yeni araştırmalar buranın sadece bir geçiş noktası olmadığını, bu bölgenin, kendine has bir kimliğinin olduğunu ortaya koymuştur. Son yıllarda yapılan yoğun araştırmalar bölgenin neolitik ve kalkolitik dönemde de yoğun şekilde yerleşim gördüğünü ortaya koymaktadır.

Troas Bölgesi ve Çanakkale Boğazı, konumu itibariyle basit bir geçiş noktası değil, kültürel kimliklerin ve unsurların oluşmasında önemli etkileri olan bir özellik taşımıştır.

Troas Bölgesi’nde Kumtepe, Coşkuntepe, Gökçeada’daki Uğurlu Zeytinlik Höyük, Gülpınar ve Marmara Bölgesi kazılarıyla birlikte Neolitik ve Kalkolitik Dönemle ilgili bilgilerimiz çoğalmıştır. Sözü geçen kazıların dışında bölgede uzun yıllar farklı ekipler tarafından yapılan yüzey araştırmalarında Neolitik ve Kalkolitik birçok yerleşim yeri tespit edilmiştir. Kalkolitik ve olasılıkla Geç Neolitik dönem açısından tespit edilen en önemli yerleşim yerlerinden bir tanesi de çıplağın hemen yanı başında yer alan Çardak Altı yerleşmesidir.

Çıplak’ın yanı başında yer alan Çardak Altı yerleşiminde M. Osman Korfmann başkanlığında 1991-1996 yılları arasında Troia ve çevresinde yapılan yüzey araştırmaları kapsamında gezilmiş ve Korfmann tarafından Neolitik Döneme tarihlenen pişmiş toprak figürin ve bazı buluntular elde edilmiştir. 2009-2012 yılları arasında Rüstem Aslan başkanlığında yapılan yüzey araştırmaları kapsamında bu alan daha detaylı incelenmiş ve buranın yaklaşık 100 metre çapında yayvan bir höyük olduğu kesinleşmiştir. Çardak Altı ismi verilen bu yerleşim Neolitik/Kalkolitik döneme tarihlenmiştir. Bu yerleşmede Neolitik dönem bazalt/taş balta ele geçmiştir. Troia’ya bu kadar yakın ve Troia I öncesi dönemle son bulan bu yerleşmenin tespit edilmesi, bu yerleşmenin Troia’nın öncüsü olabileceğini akla getirmektedir. Bu açıdan bakıldığında da Çıplak Köyü, Troialıların da atası sayılabilecek binlerce yıllık bir mirasın da sahibidir.

Diğer taraftan bakıldığında ise özellikle Çıplak Köyü’nün yaklaşık 200 m kuzeyindeki Peyan Mezarlığı’nda Troia’dan götürüldüğü bilinen mimari kalıntılar bulunmaktadır. Özellikle bölgeyi ziyaret eden bütün seyyahların ve araştırmacıların dikkatini çeken bu kalıntılar 18. yüzyıldan beri anlatılagelmiş ve gravürlerde de yerini almıştır. Özellikle İlhan Selçuk’un Çanakkale, Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşlarında savaşmış olan Selahattin Yurtoğlu’nun yani Yüzbaşı Selahattin’in anılarının derlenmesiyle oluşturduğu romanında anlattığı Türk köylerinden bir tanesidir Çıplak.

Çıplak köyü ile ilgili en detaylı belgeleme ve arşiv çalışmalarını yapan Troia Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın hazırlamış olduğu yüksek lisans ve doktora çalışmalarında Çıplak Köyü etnoarkeolojik açıdan yoğun şekilde değerlendirilmiştir. Şimdi gelelim bugünkü Çıplak Köyü’nün kuruluşu ve önemine.

İslamın ve Türk Kültürünün Öncüleri: Kolonizatör Türk Dervişleri

Selçuklu-Bizans sınırında bulunan Osmanlı Beyliği, dönemin diğer beyliklerinden hiçbirine nasip olmayan büyük bir hızla gelişme göstermiş ve kısa sürede hâkim bir güç haline gelmiştir. Bu hızlı gelişmeyi sadece beylerin ve padişahların güçlü iradelerine bağlamak konuyu bir bütün olarak algılamamıza engel olmuştur. Bu duruma ilk olarak Fuat Köprülü dikkat çekmiş ve bu gelişmenin sadece bir nedenden dolayı değil birçok faktörün bir araya gelmesiyle mümkün olabileceğini söylemiştir. O dönem Anadolu’sunun içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve dini şartlar buradaki en önemli faktörlerdir. Şunu da unutmamak gerekir ki Batıya doğru yaşanan akınlar ve kolonileşme Selçuklu ile başlamıştır. Daha önce yazdığım Halileli kitabında da belirttiğim gibi 12. ve 13. yüzyıllarda Selçuklu iskan politikalarından dolayı ve bazı siyasi nedenlerle Batı’ya doğru bir göç yaşanmıştır. Bu tür olayların meydana gelmesinde ve Müslüman-mistik birçok tarikatların oluşmasında Orta Asya göçlerinin etkisi olduğu kadar Türk-Moğol Şamanizm’inin de etkisi büyüktür. Moğollardan önce Anadolu’ya gelen Türkmenler kurdukları teşkilatların gücünü Babai İsyanında bir araya gelerek göstermişlerdir. Moğol baskısı ile Batı’ya doğru göç eden Anadolu Türkmenleri ise Fuat Köprülü’ye göre kimliklerini ve sosyal yapılarını bu göç sayesinde koruyabilmişlerdir. Bu dönemde Moğolların putperestliğine karşı bütün Türk ve İslam unsurları güçlü bir bağ kurmuşlar ve bu sayede bir direnç ortaya koymuşlardır.

Fakat şunu söylemek gerekir ki Osmanlı Devleti’nin Balkan topraklarında kurduğu hâkimiyet, askeri ve siyasi güce dayalı olduğu kadar akla dayalı, pratik ve adil yönetim ilkeleriyle dini hoşgörüyü esas alan köklü kültür birikimine sahip bir organizasyon bütünüdür. Bunda Osmanlı öncesi İslamiyet’i yaymak amacıyla Balkanlara yerleşen Türk dervişlerin, babaların rolü çok büyüktür. Bu dervişler Balkanlarda olduğu kadar Anadolu’nun ve Troas Bölgesi’nin de fethinde ve buradaki Türk hakimiyetinin kalıcı olmasında büyük etkileri olmuştur. Troas Bölgesi’nde türbeleri bulunan bu dedelerden biri de Çıplak Köyü’nde yer alan Çıplak Dede’dir. Bölgede Muham Dede, Geyikli Baba gibi birçok dervişe ait mezarlar olduğu bilinmektedir. Fethedilecek topraklara önceden yerleşen ve bölgeyi bir nevi fethe hazırlayan, fetih sonrası ise attıkları bu kültürel temelleri sağlamlaştıran bu kişiler, Kolonizatör Türk Dervişleri olarak isimlendirilmişlerdir. İskan politikası gereği bu dönemde bu dervişler başkanlığında tarım arazileri açılarak kalıcı yurtlar kurulmaya başlanmıştır. Günümüzde ise Troas Bölgesi’ndeki bu ilk yerleşimler “Manav” olarak isimlendirilmektedir. Bu konulara çok kafa yoran ve hepimize yol gösteren Mimar İsmail Erten manavları bize söyle açıklamıştır:

“Manavlar, özellikle Batı Anadolu’da yoğunlaşan Türkmen Türk soylu halk. Türkologlara göre Manavlık, Anadolu’da yerleşik hayata geçen ilk Türkleri tanımlamada kullanılan bir sıfattır. Bu sıfat, yerleşik hayatı benimsemiş Türkmen, Yörükleri, Osmanlı’nın son dönemlerinde yerleşik hayata geçmeyen Tükmenlerden ve Anadolu dışındaki Osmanlı topraklarından gelen Müslüman halktan ayırmak için kullanılmıştır.
Manav kelimesi, Yunanca asıllı bir sözcük olup, Türkçeye Ortaçağ’da geçmiştir. Yunan dilinde manavis, “100 yıldan önce” anlamına gelmektedir. Uzun süredir belli bir bölgede yaşayan halk için, “bilindi bilineli burada yaşayanlar” anlamında kullanılmaktadır.”

İşte Çıplak Köyü de bu dedelerden biri öncülüğünde kurulmuş Troas Bölgesi’nin kültürünün oluşmasında büyük katkısı olan bölgenin en önemli ve eski köylerinden biridir. Köy isminin oluşması ile ilgili birçok tespitim olmasına rağmen araştırma safhasında olduğu için sadece bu kadarını paylaşmak yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

Ezcümle, elimizin altında olan iletişim araçlarını kullanırken biraz daha dikkatli davranmakta ve karşı tarafta yaşayan her kim olursa olsun değerlerini incitmekten kaçınmakta fayda var. Hele ki bu Anadolu kültürünü uçlara taşırken büyük emekler vermiş bir yerleşim yeriyse.

Görsel Kaynak: Çıplak yakınlarındaki Troia kalıntıları, Ethiene Rey, 1867.

Fecri Polat Son Yazıları...

Yorumlar...
  • MKemalErtuğrul
    11/08/2020 18:44

    Çanakkale'de yılın 365 gününün 330 günü rüzgarla geçer ve hakim rüzgar genelde poyraz rüzgarıdır ve Evliya Çelebi'nin notlarında Çanakkale için aynı sözcüğü 3 kez tekrar ettiği söylenegelir...

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir