Truva Satrabı veya Truva Hakimi Süleyman Bey

Truva Satrabı veya Truva Hakimi Süleyman Bey
Fecri Polat
16/09/2020

Daha önce yayınlamış olduğum “Halileli: Troia Ovası’nda Bir Köy” isimli kitabımda Sarı Saltuk soyundan gelen Halil Ece Saltuk önderliğinde Avrupa üzerinden gelen Türkmenlerin, Karesi Beyliği’nin desteği ile Lapseki/Çardak civarından Anadolu’ya geçtiklerini ve daha sonrada Karesi Beyliği’nin Osmanlı tarafından ele geçirilmesiyle Osmanlı Beyliği bünyesinde Gelibolu ve Trakya topraklarının fethinde sundukları katkı ve Çanakkale kültür hayatına etkilerini anlatmıştım.

Osmanlı Devleti, Orhan Bey döneminde Bergama Kalesi’ne sığınan Demirhan Bey’in de Orhan Bey’e teslim olması sonrasında Karesi Beyliği’nin özellikle kıyı kesimlerindeki toprakları hariç büyük bölümünü ele geçirmiştir. Troia ve çevresi ile birlikte kıyı şeridi ise belli bir süre daha babasının yerine geçen Süleyman Bey’in elinde kalmıştır. O kitapta kısaca değindiğim ve bu yazıya da ismini veren kişi Karesi Beyliği’nin son beyi olan Süleyman Bey’dir. Kitapta da vurguladığım gibi aynı dönemde yaşayan ve Rumeli Fatihi olarak bilinen Orhan Bey’in oğlu Süleyman Bey ile Karesi Bey’i Süleyman Bey karıştırılmamalıdır. Çünkü Balıkesir dolaylarını Karesi Beyliği’nden alan Orhan Bey, uygulanan töre gereğince, beylerbeyliğine atadığı büyük oğlu Süleyman Bey’i İzmit’ten alarak, beyliğin sol kanadına, yani Demirhan Bey’den alınan Balıkesir sancağı valiliğine getirmiştir.

Karesi’nin son Bey’i Süleyman Bey, Bizans kroniklerinde 1343 ve 1345 yılları arasında Truva Satrabı, Asya Satrabı ve Karesi Frigyası Satrabı olarak anılmaktadır.

Süleyman Bey’in kimin oğlu olduğu konusunda tartışmalar olsa da Kantakuzenos tarihinden de açıkça anlaşıldığı kadarıyla ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın da bu kaynaklara atıf yaparak söylediği gibi o, Demirhan Bey’in oğludur. 1343 yılına kadar Bizans ve Arap kaynaklarında adı geçmeyen Süleyman Bey, bu tarihten itibaren ortaya çıkar ve yukarıda sözünü ettiğimiz unvanlarla anılmaya başlanır. Belki de Kantakuzenos tarafından böylesi övgülere layık görülmesinin nedeni, Osmanlı’ya karşı ittifak yapma isteğidir. Süleyman tarafından kendisine asker yardımı yapılmış ve gene 1343 yılında Avrupa’ya geçen Süleyman Bey, Aigospotami’de (Cevizli Köyü) Katakuzenos ile buluşarak ona çeşitli hediyeler vermiş ve ikisi ittifak yapmışlardır. Uzunçarşılı, bütün bu anlattıklarımızı şu şekilde özetlemektedir:

“Süleyman Bey’in Demir-han’ın oğlu olması hatıra geliyor; Orhan Gazi’nin Balıkesir ve havalisini işgalden sonra Süleyman Bey Trova taraflarında tutunmuştur; hattâ düşmanlarına karşı Umur Bey’in bir ara yardımından mahrum kalan Kantakuzen 1343’de Karasioğlu Süleyman Bey’in Gelibolu’ya, sevkettiği yaya ve atlı kuvvetler sayesinde durumunu düzeltmişti.”

Kantakuzenos, 1357 tarihli kayıtlarda hain olarak isimlendirdiği Batatze (Vatatzes) ile Lidya Satrabı Süleyman Bey’in kendisine karşı ittifak yaptıklarını ve Süleyman Bey’in, Truva Hakimi olarak anıldığını yazmaktadır.

Karesi Beyliği ancak I. Murat’ın tahta geçmesinden sonra 1361 yılında tamamen ele geçirilmiştir. Fakat Süleyman Bey’in 1357’den sonra ne olduğu ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur.

Kısa süren hâkimiyetine rağmen Karesi Beyliği, bulunduğu mevki açısından hem kara hem de deniz devleti olma özelliğinden dolayı önem taşımaktaydı. Beylik, 40.000 atlı askerden oluşan bir kara ordusuna ve etkili bir donanmaya sahipti. Karesi beyliği Türk ve Müslüman olması nedeniyle çatışmasız bir şekilde Osmanlı’ya katılmıştır. Karesi Beyliği’nin denizcilikteki ileri seviyesi Osmanlı bahriye teşkilâtı için bir kaynak ve örnek teşkil etmiştir denilebilir. Balıkesir’de bol miktarda ipek ve ladin reçinesi üretilmekte ve Avrupa pazarlarına gönderilmekteydi. İstanbul kumaşları da çoğunlukla Balıkesir ipeğinden dokunuyordu. Günümüzde Karesi Beyliği’nden kalan herhangi bir mimari eser yoktur. Sadece Bergama’daki Güdük Minare’nin 14. yüzyıl başlarında Karesi Beyliği zamanında yapıldığı ileri sürülmektedir. Karesioğulları’ndan Yahşi Bey ile oğlu Beylerbeyi’ne ait gümüş ve bakır sikkeler mevcuttur.

Fecri Polat Son Yazıları...

Yorumlar...
  • MKemalErtuğrul
    11/08/2020 18:44

    Çanakkale'de yılın 365 gününün 330 günü rüzgarla geçer ve hakim rüzgar genelde poyraz rüzgarıdır ve Evliya Çelebi'nin notlarında Çanakkale için aynı sözcüğü 3 kez tekrar ettiği söylenegelir...

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir