Gılgamış: Akhilleus’tan Önceki Akhilleus

Gılgamış: Akhilleus’tan Önceki Akhilleus
Fecri Polat
02/10/2020

Homeros’un eserlerinde Yakındoğu mitolojisinin etkileri bariz bir şekilde görülmektedir. İlyada ve Odysseia destanlarında bu konuda birçok ayrıntı göze çarpar. Tabii ki bu ayrıntıları fark etmek için Gılgamış’ı da okumuş olmak gerek. Aslında yazının ortaya çıktığı topraklarda yazılmış en eski destandan hangi destan etkilenmemiş olabilir ki? Yazının dünyaya yayıldığı bu topraklarda yazılan Sümer ve Babil Gılgamış destanı ya da Babil yaradılış miti Enuma Eliş hakkında bilgi sahibi olan Homeros, Akhilleus için kahraman model olarak Gılgamış’ı almış gibi gözüküyor. Dona Rosenberg, “Dünya Mitolojisi” adlı eserinde Homeros’un, Gılgamış ile Enkidu’nun arkadaşlığı fikrini, İlyada’da Akhilleus ile Patroklos’un arkadaşlığında uyguladığını dile getirmektedir. Bunun dışında da birçok farklı yönden ele alalım.

Homeros gibi Hesiodos’un Theogonia adlı yapıtında da Yakındoğu’nun izlerine rastlıyoruz. Fakat burada Homeros Destanları özelinde Gılgamış ve Akhilleus üzerinde yoğunlaşacağız.

Gılgamış Destanı’nın kahramanı Gılgamış’tır. Bilindiği gibi birçok Homeros araştırmacısı İlyada Destanı’nın da bir Akhilleus destanı olduğunu vurgulamaktadırlar. Gılgamış’ın annesi tanrıça Ninsun, babası ise ölümlü bir insan olan Lugalbanda’dır. Diğer taraftan Akhilleus’un annesi tanrıça Thetis, babası ölümlü insan Peleus’tur. Gılgamış, destanda Humbaba ile savaşır ve savaşmasının bir tek nedeni vardır; ölümsüz bir isme sahip olmak. Baktığımızda Akhilleus da öleceğini bile bile sadece ölümsüz bir isme kavuşmak için Troia Savaşı’na katılır.

Her iki destanda da kahramanlarımızın birer can yoldaşı vardır. Gılgamış’ın Enkidu, Akhilleus’un Patroklos’tur. Her iki hikayede de bu iki kahramanın yakın arkadaşlarının ölümü onların kaderini ve destanların yönünü değiştirmektedir. Gılgamış Destanı’nda Gılgamış’ın acısı şu sözlerle anlatılmaktadır:

“Duyduğu acıdan aslan gibi bir böğürtü kopardı. Tıpkı yavruları aşırılan dişi bir aslan gibi. O, Enkidu’nun yüzüne kapanıp saçlarını yoldu ve ortalığı dağıttı. Güzel giysilerini paralayıp yerlere fırlattı”

Aynı şekilde Patroklos’un ölümü de Akhilleus’u derin bir yasa boğar ve tekrar savaşa geri dönmesine neden olur.

“…Akhilleus’u kapkara bir yas bulutu kapladı,
iki eliyle aldı ocağın küllerini,
döktü başının üstüne, kirletti güzelim yüzünü.
Mis kokulu gömleği bulandı kapkara kule.
Sonra uzandı boylu boyunca tozun toprağın içine,
elleriyle çekip kopardı, kirletti saçlarını.”
– (Homeros, İlyada, 18: 22-27, çev. A. Erhat, A. Kadir)

Her iki kahramanın annelerinin tanrılara yalvarmaları bile aynıdır. Gılgamış’ın annesi Ninsun, Egelmah tapınağının çatısına çıkar ve tanrı Şamaş’a yüksek bir noktadan yalvarır. Aynı şekilde İlyada destanında Akhilleus’un annesi tanrıça Thetis, Zeus’a yalvarmak için Olimpos dağının tepesine çıkmaktadır.

Akhilleus’un annesi Thetis, onu ölümsüzlük nehrine daldırdığı sırada onu topuğundan tutmuştur ve sadece oradan vurulduğunda ölecektir. Nitekim Paris’in okuyla vurup ölmesine neden olan şey de budur. Aynı olay Gılgamış’ta bir yan konu olarak ve farklı bir versiyonda geçer. Tanrılar, Gökyüzünün boğasını yaratırken boynuzlarının ortasına bir yaprak düşmüş ve tılsım bu noktaya etki etmemiştir. Boğa, sadece buradan alacağı bir darbe sonucu ölecektir. Yani Akhilleus’un ıslanmayan topuğu ile boğanın tılsım ulaşmayan boynuzlarının arası aynı hikayenin farklı versiyonlarıdır. Sonuçta boğa da iki boynuzun arasındaki o noktaya aldığı bir kılıç darbesiyle ölür.

İlyada’da olduğu gibi Odysseia destanı ile Gılgamış destanı arasında da benzerlikler vardır. Tabi ki İlyada ve Gılgamış arasındaki benzerlikler bununla sınırlı değildir. Gılgamış destanının Homeros destanları üzerindeki etkisini anlamak için bu kadarının yeterli olacağı düşünüyorum.

Ezcümle Mezopotamya’da, Sümer kaynaklı mitoslar Babil, Hurri-Hitit, Fenike kanalıyla Yunanistan’a ulaşmış ve Homeros’a kadar etki etmişlerdir.

Gılgamış ve Enkidu

Ur’da bulunan silindir mühür üzerinde Gılgamış ve Enkidu (MÖ 3. Bin)

Filtreler:

Fecri Polat Son Yazıları...

Yorumlar...
  • Reyhan Destan
    18/04/2021 12:02

    Fecri Bey'in ''Atatürk ve Arkeoloji'' isimli kitabını okudum ve çok beğendim,harika bir araştırma ,daha sonra sitesine girince herbirini okumaktan büyük zevk aldığım makalelerine ulaştım.Fecri Bey arkeologluğunu tarihçi olarakta taçlandırmış,böylece okuyucuya komple bir resim verebiliyor.Gelecekte çok kapsamlı kitap ve çalışmalarını göreceğimize inanıyorum.Emek ve enerjisinin devamını diliyor,çok teşekkür ediyorum.

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir