Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) ve üye ülkeler her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü Dünya Mimarlık Gününü kutlamakta; çeşitli etkinlikler ile mimarlığın toplumun gündemine getirilmesini ve farkındalık oluşturulmasını amaçlamaktadır. Bu yılın tarihi 7 Ekim 2019 Pazartesi olarak belirlendi. UIA 2019 Dünya Mimarlık Günü Temasını “Mimarlık… herkes için konut” olarak belirlemiştir.

Yaşam haklarından öncelikli ve temel olanı ‘barınma hakkı’dır. Barınmanın nüvesi, yani çekirdek mekanı ise ‘konut’tur. “Konut hakkı” birçok birleşmiş milletler ve uluslararası belgelerde temel insan hakkı olarak tespit edilmiş, evrensel bir değer olarak kabul edilmiştir.

Tüm insan haklarında olduğu gibi, konut hakkında da eşitsiz bir dünyada yaşıyoruz. Dünya insanlığı; iklim değişikliği, çevre sorunları, savaş ve çatışma, sömürü, açlık, yoksulluk, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi nedenlerle yerlerinden edilmekte, barınma ve konut hakları ellerinden alınmakta, konuta ulaşması mümkün olamamaktadır.

Böyle bir dünyada UIA’nın küresel dünyaya “herkes için konut” diye haykırması, kendi örgüt ve kurumları ile yine tüm dünya iktidarlarına “mimarlık” temelli bir anlayışı ifade etmesi çok anlamlıdır. Tabii ki birçok şey sözde kalacak, hatırlatılanlar tekrar unutulacak. Ama az da olsa bu meseleler, insanlığın bilgi ve bilincine dahil olacaktır.

Bilgi ve bilinç yaratmak, meseleyi küreselden, ulusala, yerelden kente ve köye indirmekle mümkün olacaktır. Dünya Mimarlık Günü, “altın günü” değildir. Sorumluluk ve yükümlülüklerin belirlenen tema çerçevesinde en geniş toplum kesimlerine yaygınlaştırılması, insanlarda bilgi ve bilinç oluşturulmasıdır.

Çanakkale bölgesinde bu alana ilişkin birkaç konu başlığını ifade etmekte yarar var. Eşitliği yok eden kapitalist sistem, yarattığı yoksulluklar sonucu, bir çok kesimin konut hakkına erişimini engelliyor. Göç edenler sağlıklı barınma ve konut hakkına sahip olamıyor. Savaştan kaçanlar, kırsaldan göç edenler, büyük kent varoşlarından gelenler, eğitim için gelenler, daha iyi bir yaşam için gelenler eşit, sağlıklı ve ucuz konutlarda yaşayamıyor.

Kırsaldan göç edenlerin terk ettiği konutlar, yok olan köyler yaratıyor. Ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan, bu kırsal yerleşimler, belgelenemeden ve yaşama katılamadan yok oluş sürecini yaşıyor. Sahil yerleşimleri, büyük kent kaçkını varsılların istilasıyla, mevcut yerleşiklerin yaşam kaynaklarını yok ediyor. Ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşümle yaşamlar ve mekanlar kimlik değiştiriyor.

Çanakkale kentinin hatırı sayılır orandaki yaşayanı üniversite için kente gelenlerden oluşuyor. Tıpkı kaliteli eğitim gibi, kaliteli barınma ana taleplerin başında geliyor. Üniversite öğrencilerinin iyi eğitimi, iyi yaşaması, sağlıklı mekanlarda barınmasına, yaşamlarını iyileştiren ve zenginleştiren konutlarda oturmasına bağlıdır.

Kentler, eşit ve adil bir konut ihtiyacına göre değil, “arsa ve yapı spekülasyonu sonucu oluşan ranta” dayalı planlanmakta, yapılaşmaktadır. Yerel meclis ve iktidarlar, kent rantına bağlı şekillenmekte ve çalışmaktadır. Mimarlar ve diğer hizmet sektörü, bu tür kent rantı adaletsiz dağılımının danışmanları, durumuna düşmüşlerdir. Meslek odaları, sessiz ve sakinlikleriyle, bu rant danışmanlarının işini kolaylaştıran organizasyonlara dönüşmüştür. Tüm bu kötü gidişin geriye döneceği bir politika düzlemi ve süreci kaçınılmaz olarak sorumlu ve yükümlüleri beklemektedir. Aynı süreçte hak talep edenlerin de yüksek sesle kamusal alanda yer almaları kaçınılmazdır.

Konut hakkı, sadece “niceliksel” bir mesele olarak görülemez. Yaşamlarımızın büyük bölümlerini geçirdiğimiz konutların “niteliksel” açıdan da ele alınması, daha sağlıklı, dayanıklı, konforlu, estetik, işlevsel, kimlikli, iyi ve rahat tasarlanması ve inşa edilmesi gerekiyor.

Tüm bunlara dair bir müzakere sürecinin hedeflenmesi, Dünya Mimarlık Gününü anlamlı kılacaktır. Bir sonraki yılın ilk ekim pazartesisine kadar vaktimiz vardır…