Şehrimizin Linç Kültürü

Şehrimizin Linç Kültürü

Haberlerde tesadüfen Taksim’de çıkan bir kavgaya gözüm takıldı. Taksiciler trafik polislerinin kendilerine yazdığı cezaları protesto ediyorlar. Trafiği yavaşlatıyorlar diye hemen hepsi ceza yemiş. Aslında doğru ama… Doğal olarak polis bu eyleme de müdahale ediyor. Fakat olaylar öyle bir gelişiyor ki; arada bir travesti o taksiciler tarafından tekme tokat dövülmeye başlıyor. Polis en sonunda havaya ateş açarak olayları durdurabiliyor. Ve yine inanılması güç bir olay travesti, onu döven 2 şöför aynı araca bindiriliyor ama polisler dışarıda. Travesti de fırsat bu fırsat deyip biraz önce onu saçlarından tutarak yerlerde sürükleyen taksicinin burnunu kırıyor. Adam kan revan elleri kelepçeli beni bunun yanından alın diye feryat figan bağırıyor.

Haberde ne travestini ismi var ne de taksicinin. Haberci için önemli olan zaten herhalde hiç Türk müşterisi olmayan The Marmara Otel’in hemen yanında olan bu olayın ülkemizin imajını nasıl gösterdiği ile ilgili. Hani bu olaylar hiç yaşanmıyor ya… Öyle ayda yılda bir. Komik geliyor değil mi?

Geçenlerde Facebook’ta tesadüfen bir gruba rastladım. Grup “DTP otobüsü Çanakkele’ye gelse ilk taşı ben atarım” adlı bir grup. Enteresan geldi baktım etrafımızda tanıdığımız arkadaşlarımız var. Grubun içinde ilköğretim okullarında öğretmenlik yapanlar, müzisyenler, öğrenciler, esnaflara kadar uzanan epey geniş bir yelpaze var. Hedef kitlesi geniş.

DTP otobüsünün gelip gelmeyeceği belli değil. Grupta tarih ve yer ile ilgili herhangi bir bilgi yok. Ama kafalarda linç kültürü var. Ortada gelişmiş herhangi bir tehdit de yok. Şehrimiz açısından söylüyorum. Çanakkale’ye gelecekler şöyle yapacaklar böyle yapacaklar diye bir durum yok. Herhangi bir açıklama yok. Geçtiğimiz yıllarda yapılan seçim çalışmalarında DTP tabii farklı adlarla ama aynı misyonu taşıyarak buraya geldi ve miting yaptı. Herhangi bir olay olmadı.

Bugünlerde şiddet ve linç tarihi tehlikeli bir şekilde tırmanmakta. Ve etrafımızdaki insanlarda gelişiyor bu duygu. Hissettirmeden ama köklü bir şekilde. Sağduyuya ihtiyacımız var?

Filtreler:

Yorumunuz