Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
İskele Meydanı; Başına Gelecekleri Bekliyor…

İskele Meydanı; Başına Gelecekleri Bekliyor…

Bir sürü badireden (büfelerin yıkımı, Çanakkale evi projesi, iptaller ve temeli en sağlam meydan düzenlemesi vb. gibi yaşanmışlıklardan) sonra gündeme yine İskele Meydanı düştü.

Bir süredir yıllardan beri (en az 1950’lerden beri) toplumun bizzat kendisinin verdiği bir isim olan İskele Meydanı’na isim aranıyor. Üstelik “katılımcı” süreç olsun popülerliği çerçevesinde “Kent Konseyi” eliyle sürdürülen bir hareket olarak… Katılımcılık sonuç üzerine değildir, süreç üzerinedir.

Meydanın zihniyetine karşı yapılan bir sürü girişim sürerken, meydanın ismini tartışmak, sanırım meleklerin cinsiyeti üzerine yapılan tartışmaya benziyor. Ayrıca bu isim meselesi konusunda Çanakkale’nin başta Saat Kulesi Meydanı olmak üzerine bir sürü deneyimi vardır. Saat Kulesi Meydanı, Belediye Meclisi tarafından bir sürü isim ile değiştirilmesine ve haritalara ve planlara bu isimlerin işlenmesine rağmen, kentli bilinci ve toplumsal hafıza “Saat Kulesi Meydanı” ismini hiç terk etmemiştir. Bu ve benzeri konuda Çanakkale Yerel Tarih Grubunun 2000’li yılların başında yaptığı “Sokak Adlarında Yaşayanlar” adlı projesi ve sonuç ürün olan aynı adlı kitabı tüm tarihsel sürecin belgesini açıklar.

Duyanımız var mı? Çanakkale İskele Meydanı merkezli “Kent Meydanı ve Çevresi Düzenlenmesi ‘Yeşil’ Kentsel Tasarım Proje Yarışması” adıyla bir yarışma düzenleniyor. Yarışmanın bizzat adına bakılırsa, İskele Meydanının adı zaten değiştirilmiş ve “Kent Meydanı” olmuş. Yani Kent Konseyi’nin arayışları beyhude… İstanbul Çırpıcı Çayırı ve Veli Efendi Hipodromu civarının önce Central Park olan adının daha sonra Şehir Parkı olması üzerine yaşanan polemik üzerine, İskele Meydanı’nın adının Belediyemiz tarafından “Kent Meydanı” olması çok manidar ve isabetli sonuçları bizlere hatırlatıyor.

Öbür yandan söz konusu yarışmanın temel zaaflarından birisi de, duyuru ve ilişiksizliktir. Bir mimar olarak ben bile yarışma açıklandıktan 15 gün sonra ve tesadüfen haberim olabildi. Meslek odamın web sitesinde özel girişimler kurarak ve rica minnet bir ay kadar sonra duyurusu yayınlanabildi.

Fakat tüm bunlar yine sonuç üzerine katılım temelli bir tartışmayı getirir. Benim tartışmak istediğim, bu yarışma kararı verilmeden önce kentin ve kentlinin gündeminde bu meselenin tartışılmamasıdır. Bu yarışma fikrinin bizzat verilmesi sürecinde kentin tartışma platformlarından geçmemesidir.

Ayrıca bir yarışmayı belirleyen onun şartnamesidir. Kentin ve kentlinin talepleri oluşmadan, yeterli tartışma platformları yapılmadan hazırlanan şartnamelerin “elitist” birer belge oldukları, teknik meselenin ötesine gitmeyen dokümanlar olduğu malumdur. Kaldı ki, şu “yeşil” meselesi kararı bile kendi başına bir karar şahikasıdır.

Tüm bu eleştirilerin birinci muhatabı yerel siyasi iktidardır. Ben sonuç ürünler üzerine kayıkçı kavgasını sevmiyorum. Esas olan “sürece” dahil ve müdahil olabilmektir.

İskele meydanı bu kentin olduğu kadar, kentin dışından gelenlerin de çok aktif kullandıkları bir meydandır. Tüm kararların sonuçları verilmeden, mutlaka süreci üzerine, detaylı bir tartışma yapılması en elzemdir. Bugünlerde, özellikle “Taksim-Gazi Parkı” meselesinden sonra en ateşli tartışmalar kentlerin kamusal mekan ve alanları üzerine gelişiyor. Çanakkale de bunun sınavını veriyor.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir