Issız Cumanın Issızlığı

Issız Cumanın Issızlığı

Issız Cuma Camii.

675 senelik tarihi dokusuyla, etrafını çeviren mezarların hüzün yüklü görüntüleriyle, kendi görüntüsünü gizleyen bir doğal yapısıyla, hala ayakta durmaya devam ediyor.

Sadece dinliyor çevresini. Yanındaki yoldan, gelip geçenleri izliyor.

Zamanın tanıklığını suskunluğu ile gizemli hale getiriyor.

Sadece etrafında yer alan asırlık çınarların, rüzgârla sohbeti bozuyor sessizliğini.

Ona da razı, Issız Cuma.

1335 yıllarında bir Osmanlı paşası olan Gazi Osman Paşa tarafından yaptırıldığı rivayet edilen cami, Yenice yöresinde, otlaktan otlağa sürüleriyle dolaşan, Yörüklere toplanma yeri olmuş.

Etrafında önceleri ağaç olmayan camide, “Cuma Namazları kılınırmış. Toplanan Yörükler birbirleriyle alışveriş ederlermiş.Ellerindeki hayvansal ürünleri tüccarlara satarlarmış.

Caminin etrafında uzun yıllar, pazarlar, panayırlar yapılmış.

Çay kenarında olması, kurulduğu yerin düzlük olması her zaman toplanılan bir yer olmasını sağlamış.

Gün gelmiş.

Yöredeki Yörükler, bir emirle yerleşik düzene geçmek zorunda kalmışlar. Kurulan köylere obalara insanlar camiler yapmışlar.

Yörenin ilk camisi, yalnız bırakılmış.

Gelen olmamış hiç yanına. Kimse namaz kılmaz olmuş bu camide.

Etrafında büyüyen çınarların altına, yakınında ölen Yörükler gömülünce, bir mezarlığa dönüşmüş. Zamanla mezarların ortasında, büyük bir çınarın altında sessizliğe gömülmüş gitmiş. Birde cami yanında büyüyen çınarların altında, kaybolmuş gitmiş sanki. Yanındaki yoldan geçenler, caminin sessizliğinden etkilenmişler. Issız demeye başlamışlar.

Yöre insanı hep ıssız der. Issız dendi mi, akla ?Issız Cuma? gelir

Neden?

Sadece insanlar, cuma günleri cuma namazlarını burada kılmaya devam etmişler.

Cuma camisi, tamamen olmuş bir ıssız yer.

Haftanın altı günü, tam bir ıssızlığın ve yalnızlığın içine gömülmüş.

Sonrada adına, Issız Cuma demişler.

Issız Cuma.

675 yıldan beri yerinde.

Issız Cuma; Yenice, Nevruz, Çakıroba, Çakır ve Seyvan Köyleri ile diğer köylerden gelenlere hizmet etmiş asırlarca.

Issız Cuma?ya en çok ilgi gösterenler Seyvan Köyü insanlarıdır. Seyvan Köylüleri uzun yıllar, cuma namazlarında hep Issız Cuma?ya gitmişlerdir. Köylüler ölenleri hala buradaki mezarlığa gömmektedirler.

Efendim.

Yenice yöresinde, Issız Cuma Camisi gibi iki caminin daha var olduğu biliniyor.

Birisi Umurlar Köyü?ndeymiş. Hala kullanılırmış. Ben görmedim.

Diğer camide Bekten Köyü?ndeymiş(ti). Bekten Köyü?ndeki cami yıkılıp yerine şimdiki cami yapılmış.

Bekten Köyü?nde iş bilen muhtarın birisi, bir seçim propagandasına yıkmış camiyi. Köylüleri kandırıp muhtar olmuş. Olmuş amma, tarihi bir kültür mirasını da yok etmiş.

Sanki cami yapacak başka yer yok.

Bekten Köyü?ndeki cami yok.

Bir Issız Cuma ve de Umurlar Köyü?ndeki cami. Yörenin en eski camileri.

Zamanın ahşap işçiliği, kullanılan ağaçlar, mimarideki üslup. Birbirine geçmeli yapılan bir ahşap iskelet. Hiç madeni bir çivi kullanılmamış. Kullanılan ağaçları kurt yemiyor. Islanmadığı sürece ağaçların çürümesi mümkün değil.

Atalarımızın hatırası olarak korunması gereken yerler.

Onlar bize, birer emanet.

Gelecek kuşaklara aktarılması geren emanetler.

**

Issız Cuma’nın bu güne gelmesinde katkısı ve emeği olan tek kişi, Nevruzlu Büyük İşadamı İbrahim Bodur’dur.

Sayın Bodur?un tarihi mekânlara, Selçuklu ve Osmanlı?nın bıraktığı her şeye büyük bir ilgisi ve tutkusu vardır.

Develerle yapılan, İpekyolu yürüyüşünü hatırlayın.

Atalarımızın, konar/göçer anlayışı içinde, Anadolu?ya gelişini hayal edin.

Çin?in en doğusundan develerle başlayan yürüyüş, Arif Aşçı ve ekibi tarafından Yenice’de sona erdi.

Develer, hala Panayır yerinde.

Sayın Bodur?un himayelerinde, 6 yıldan beri Issız Cuma hayrı yapılmaktadır.

Eylül ayının ilk Cuma günü yapılan hayırdan önce Issız Cuma?da, Cuma Namazı kılınır. Sayın Bodur?un himayesinde gelen ilahiyat profesörleri ve mevlithanlar vaazlarıyla, okudukları Kur?an ve mevlitlerle gelenlere çok güzel anlar yaşatırlar.

Sayın Bodur, her yıl Issız Cuma?ya ailesi ile gelir. Beraberinde seçkin konuklar getirir.

Bu yıl, ülkemizin en büyük bestekârlarından ve mevlithanlarından Amir Ateş ile tanıştım.

?Bir kızıl goncaya benzer dudağın-Ben seni unutmak için sevmedim? adlı ölümsüz iki şarkının ve onlarca ilahinin bestekârı olan sanatçı ile kısa bir sohbet yaptım.

Bu yıl Biga ve Erdek kaymakamları ve belediye başkanları da gelmişlerdi.

Çan kaymakamı her yıl gelir.

Yenice’de kaymakamlık yapmış, şimdiki Erdek Kaymakamı İsmail Kaygısız?da gelmiş bu yıl.

**

Davete icap etmek gerekir.

Perşembe günü, Issız Cuma Hayrı için belediye durmadan ilan yaptı.

Belediye köylere otobüs gönderdi.

Kimse bedava otobüse binip gelmedi, Issız Cuma?ya.

Ramazan olduğundan, herkes oruçlu ya.

Issız Cuma?da yemek yok(!)

Azıcıkta yağmur yağdı. Kimse gelmedi.

Bahane yağmur bir de oruç.

Bayılanlar olur, yağmurda eriyenler olur(!).

Oruç olmasaydı. Taskebabı olsaydı, etli pilav bir de ayran. Kar yağsaydı, gök kubbe çökseydi herkes gelirdi. Hatta ve hatta, körler ile topallar bile gelirdi. Ölmüş dedem bile Sofular Mezarlığından, Issız Cuma?ya tayin isteyebilirdi.

Hampa yok, kimse yok.

Ne yazık ki bu böyle.

Nasıl düşünürseniz düşünün.

Bu ilgisizlik çok iyi bir şey değil.

Hiç kimse, Bizim Yence?de bişi olmuyoooo diye bağırmasın.

Oluyor. İlgi gösterin, sahip çıkın daha iyisini yapsınlar.

Yaparlar da. Yapılır da.

Sayın Bodur, o akşam Nevruz Köyü?nde iftar yemeği verdi.

**

Yapılan hayır etkinliği içinde, tarım ve hayvancılık faaliyetinde bulunan çiftçiler /üreticiler arasında yapılan yarışmalarda en iyilere ödüller veriliyor.

İlk üç dereceye girenlere Sayın Bodur, ?altın? takıyor.

**

Issız Cuma Hayrı sırasında, yöredeki işletmelerin ürünlerini sergilemesinde sıkıntılar var.

İlgi az.

Neden acaba?

Bana sorarsanız bilemem. İşim değil.

Bu işleri organize etmek, yürütmek benim görevim değil. Ben gözlerim. İncelerim. Eksik olanları tespit ederim.

Bana, Issız Cuma?da bir şeyler yaptık oldu. Bu senede bitti. Diyenler var gibi geliyor.

Planlamanın son bir kaç gün içinde yapılması, beraberinde sıkıntıları getiriyor.

Yenice’deki üretilen ürünleri, Issız Cuma dışına çıkarmanın yolları bulunmalı.

Bu yıl, firmaların ve üreticilerin azlığı dikkat çekiciydi.

Yoksa Sayın Bodur?un satın aldığı, birkaç kasa ürünle ya da misafirlerin aldıkları birkaç kilo sebze ve peynirle bu iş ilerleyemez.

Bana son gün haber verdiler diyen üretici bile var.

**

Nuri Bilge Ceylan, ?Mayıs Sıkıntısı? ve diğer filmlerinin birçok sahne çekimini, ?Issız Cuma? ve çevresinde yaptı.

Bunun reklamı var mı? Yok.

Bursa?da Kınalı Kar dizisinin çekildiği kahve ziyaretçi akınına uğradı.

Kapadokya?daki, Asmalı Konak da öyle.

Issız Cuma ve çevresinde bir sıkıntı var.

Tanıtım sıkıntısı.

İnsanlara bu cami geçmişi hatırlatıp yaşatırken, Ölüm de var diye sesleniyor.

Asıl sıkıntı bu da değil.

Asıl sıkıntı, üretilen ürünlerin paraya dönüşmemesi.

Issız Cuma?yı bir ürün tanıtım ve pazarlama merkezine dönüştürememe sıkıntısı.

Yenice’nin geçim derdi.

Issız Cuma?ın ıssızlığı bize huzur verir.

Her şeye rağmen bizi rahatlatır.

Bizi asıl, şarkı söyleye söyleye çalıştığımız tarlalarda, hasat sonrası ağıtlar yakmak sıkıntıya sokup perişan ediyor.

El emeğimizin paraya dönüşmemesi bizi tedirgin ediyor.

Bu gidişle hayatımızın her evresi, Mayıs Sıkıntısı olmaya devam edecek.

Bu güzel doğa içinde, sıkıntı çekmekte hiç çekilmiyor.

Yağmur öncesi, bulutlar kapkara olur.

Yağmur sonrası, açan Güneşe doyum olmaz.

Bir yağmur sonrası gibi, yeniden hayat bulacak Yenice.

Bugün, yarın değilse bile.

Bir gün mutlaka.

Yenice, her şeyi hak ediyor.

Herkes elini koysun taşın altına.

Hakkını verin Yenice’nin.

Aslında Yenice’de, Sonbahar Sıkıntısı var.

Bu bir gerçek.

Mayıs Sıkıntısı ise bir film.

Filtreler:

Şuayip Odabaşı Son Yazıları...

Yorumlar...

    Henüz yorum yok...

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir