Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Kamunun Mimari Belleğinden Rant Tesisine…

Kamunun Mimari Belleğinden Rant Tesisine…

KÜMES Mİ DEDİNİZ …?


Çanakkale Belediyesinin Kordon’daki mülkü olan sosyal tesisler ve civarında yapısal kütlelere “kümes” dendiğini duydum (CHP il kongresinde). Mimari bellek; kent aidiyeti ve kentlilik bilinci açısından en önemli somut değerleri oluşturur. Bu nesnelerin anlamı, öyküsünün bilinmesiyle daha da artar. Ben bu anlamı değer haline getirecek öyküye katkı olsun diye, size bu bölgenin geçmişini, bildiğim kadarıyla kısaca aktarayım diye düşündüm.

Devre 1) Osmanlı Dönemi
Çanakkale kordonunun bulunduğu alan 1840’lardan sonra Osmanlı’nın Avrupa’ya açılması sonrası Çanakkale’ye gelen ve 1900’lerin başında sayıları 30’u bulan Ticari Ataşelerin yerleşim mekanlarıdır. Tek bir etnik ve dini kültürden olmaması dolayısıyla bu topluluklara “Levantenler” de denilmektedir. Bu topluluk oldukça zengindir. Sadece ekonomik zenginlikten bahsetmiyoruz, Avrupa’nın en ünlü okullarında okuyan, eğitim alan, yılda bir kaç defa Avrupa’ya gidip ortamları gören kültürel ve sosyal zenginliğe sahip bir zümredir. Bu zenginliklerin mekansal yansıması, elimizde sadece birisi kalmış Emilie Vitalis konağı ile eski fotoğraflarını gördüğümüz (örneğin Calvert’lerin konağı) çok sayıdaki “yalı” dır. Bu yalılar Cumhuriyetle birlikte başlayıp, 1970’lere kadar süren yıkım politikaları sonucu tek tek yok edilir. Söz konusu bölgenin önemli konaklarından olan Madam Keti (Hettie diye yazılır) Evi olarak da halkın diline yerleşmiş Necip Paşa konağı, şimdiki işleviyle Galeri binamız da yine 1800’lerin sonunda inşa edilmiştir. Daha sonra Calvert ailesinden sayılan ve 1980’lere kadar kentin önemli siması olan Madam Keti kullanımında olması dolayısıyla bu adı almıştır.

Madam Keti Evi
Madam Keti Evi (Mimar İsmail Erten Arşivi, 2001)

Devre 2) Cumhuriyet Dönemi
Eğer şimdilerde, devletin veya belediyenin mülkiyetinde veya daha sonra özel kişilere özelleştirme ve benzeri teranelerle satılan bir yer görürseniz, bu bilinmelidir ki, Cumhuriyetle birlikte kentten ayrılan Levantenlerden devşirilmiş mülklerdir. Şimdiki, belediye sosyal tesislerinin yerinde 1980’lere kadar popülerliğini sürdüren bir belediye sinema salonu vardır. Sinema seyirlerinin kışlık salonu kadar, yazlık sinema bahçesi de meşhurdur. Ayrıca bu mekanlar bir çok tiyatro, konser ve gösteriye de ev sahipliği yapardı. 1932 yılı haritasında buranın Belediye Sineması olduğu belgelidir. Madam Keti Evi de cumhuriyetle birlikte konak işlevini sürdürür.

1932 yılı haritası
(Mimar İsmail Erten Arşivi, 1932)

Devre 3) 1980 ve Sonrası…

Hep demişimdir, otoriter iktidarlardan olan darbe yönetimleri, kentlerde mimari simge bırakmaya çok muktedirdir. 1980 darbesi de Çanakkale kentine bu tür simgeler bırakır. Bunlardan birisi de şimdiki sosyal tesisler, tiyatro salonu ve madam keti evi dediğimiz sosyal kültürel kompleksidir. Öykü 1982’de askeri darbenin atanmış yerel yönetim ve kent iktidarları eliyle oluşur, bu bölgede bu dönem iktidarları proje üretirler. Madam Keti ile masaya oturup bu alanı da içine katan belediye sineması ve bahçesini de kapsayan bir bütün proje önermesi yaparlar. Bu projenin tasarlanması işi, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Döner Sermayesine verilir. Tasarım ekibi ise, (hepsini tanıma şansı ve fırsatı bulduğum) Maruf Önal, Hakkı Önel ve Raci Birol’dur. Şu andaki yapılar bu ekibin eseridir. Ancak projede bir uygulama eksikliği vardır; şimdiki sosyal tesislerin arkasındaki boş otopark alanı “belediye oteli” olarak tasarlanmıştır. Önündeki şimdiki sosyal tesisler ise bu otelin lobi, restoran ve bar’ı olarak düşünülmüş, aynı zamanda kent halkına da hizmet etmesi önerilmiştir. Özellikle binanın üst kat (nikah salonu denilen yerin) tavanının abes bölünmesine bakarsanız, yapının orijinal işlevini de tahmin edebilirsiniz.

Tiyatro Salonu
Tiyatro Salonu (Mimar İsmail Erten Arşivi, 2001)

Eski eser Madam Keti Evi galeri olarak işlevlendirilmiş, Kültür Merkezi de denilen tiyatro salonu ise forum şeklinde düzenlenmiş ve oyuncu ile seyirciyi adeta kucaklayarak kaynaştıran oturma ve sahne düzeni, fuaye ve kot kullanımıyla hayran olduğum işlevsel bir mekandır. 35 yıldan beri hala böyle bir salonu gerçekleştirme becerisini sağlamayan bazı yöneticilerin bu salona dil uzatması da çok ilginçtir. Bu salonun girişinde çok amaçlı mekanlar daha sonra kütüphaneye çevrilir. Bence küçük bir kasaba için oldukça çağdaş bir mekandır bu kültür tesisleri, hatta hala işlevsel olarak ve hakkıyla kullanımı yoktur.

Belediye Sosyal Tesisleri arkası ve Tiyatro
Belediye Sosyal Tesisleri arkası ve Tiyatro Salonu (Mimar İsmail Erten Arşivi, 2001)

Devre 4) Eklemeli / Kaktırmalı Bina
Yerel iktidarlarımız ve resmi kurum bürokratlarımız tarafından inşasından itibaren orijinal tasarımına müdahale edilen bu yapı yeterince anlaşılmamıştır. Özellikle sosyal tesislere yapılan bölmeler, eklentiler, bahçe kapatmaları, betonarme teras uzantılı gecekondular, adeta tasarımın işlev ve kamuya dönük yüzü olan karakteristik cephe estetiğini ve ruhunu yok eden müdahalelerdir. Bu kötü ve anlamsız müdahalelere birde rant temelli işlevsel ve işletme sorunları eklenince, kayırmacı tahsisler, isabetsiz kullanımlar yüklenince binaya duyulan saygının yerine, bazı kesimlerce sövgü geçmiştir.

Belediye Sosyal Tesisleri
Belediye Sosyal Tesisleri (Mimar İsmail Erten Arşivi, 2001)

Devre 5) Kümes…

Buna son olarak eklenen “kümes” lakabı da işin tuzu biberidir.
Bugünkü bu duruma bir anlam yüklemiyorum. Ama yadırgadığım bir kimliksizlik ve bağlamsızlık atfettiğimi de özellikle belirtmek isterim. Biz korumacılığı, içi boş bir zorlama haline getirdik. Ayrıca, korumacılık ve mimari mirası, Osmanlı dönemine tıkıştırdık. Bu kentin her döneminde miras olabilecek mimari değerler bulunur. Bunlardan birisi de Cumhuriyetin son dönemlerinde tasarlanan kordondaki bu komplekstir. Mimari karakteri; çok özel ve estetik bir değerin, özenli bir mimari ekolün temsilcisi olarak kentimize armağandır. Öyküsünü size anlattım. Bu değere yetkili, sorumlu ve etkili ağızlardan sarf olunan bağlamsız laflar, bu tür değerlerin içinin boşalmasına ve rant tesisine dönüştürülmesine daha fazla hizmet ediyor. En önemlisi de “bu kenti bu kentin yaşayanları neden sevmez ki” diye hayıflanan iktidarların, mimari mirasa olan rantsal yaklaşımlarına sahne oluyor.
Lafı başa döndürürsek, kent aidiyeti ve kentlilik bilincinin oluşması bu tür mimari belleklerle mümkündür. Bu öyküden bile bihaber ve umursamazlık yüklü iktidarların icraatı, bu mekanı yıkıp kordonda çağdaşlık adına çok katlı binalar dikmek ve apartmanlar yapmak mıdır…? acaba…

Belediye Sosyal Tesisleri
Belediye Sosyal Tesisleri – yandan görünüş (Mimar İsmail Erten Arşivi, 2001)

Filtreler:

Yorumlar

Cemal Sami Yılmaztürk (06/01/2016 23:43)

Tarihini hatırlayamadım şimdi... Mimarlar Odası bir sempozyumdu galiba bu mekanda organize edilmişti. Raci Bademli, Oktay Ekinci, Emre Kongar..... Konuşmacılar arasında idi... Türkiye'nin dört bir yanından mimarlar ve uzmanlar Çanakkaleyi konuşmak üzere bu salonda toplanmıştı. Önce Raci Bademli yi 2 yıl öncede Oktay Ekinciyi kaybettik. Yapıların kent belleğinde, insanların belleğinde önemli yer tutar. Tasarlayanı ile, kullanıcıları, gerçekleşen etkinlikleri ile, kent içindeki konumu ile.. 1- Toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamını mekâna yansıtması nedeniyle taşıdığı BELGE DEĞERİ; 2-Kentsel belleğin bir parçası olarak KİMLİK DEĞERİ; 3- Yapıldığı dönemin tasarım ve mimari anlayışını yansıtması açısından MİMARİ DEĞER; 4-Toplumun gereksinmesinin halen karşılayabilmesi açısından İŞLEVSEL ve EKONOMİK DEĞER; 5- Kendisine çağdaş toplumda bir yer bulabilmesinden kaynaklanan SÜREKLİLİK DEĞERİ; 6-Belleğimizdeki bir olayla ilişkisi bakımından ANI DEĞERİ; Bu özellikleri itibarı ile modern mimarlık örneği olarak korumak için yeterince neden olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet bugünkü gibi talancılarca kurulmadı. 1980 lerin sonuna kadar gerçekleştirilen her türlü kamu projesinin ardında büyük emek ve yokluklar içinde başarma becerisi de olduğunu eklersek bu yapıyı korumak için çok neden olduğunu görebiliriz. Ve Mimarlar Odası'nın kurucu üyesi, fikir babası 3 numaralı üyesi Prof Dr Maruf Önal, can yoldaşı Radi Birol ve Maruf Önal'ın öğrencisi ve mesai arkadaşı Prof Dr Hakkı Önal'ın bir çok projede ortak imzaları vardır. Hiç biri hayatta olmayan bu ekibin Çanakkale'de tek binaları olduğunu düşünüyorum. Bu dahi bu bina kompleksini korumak için neden olmalıdır.

Cevat İnce (06/01/2016 11:09)

önemli bir düzeltme"güncel/çağdaş eserlerin korunmasına dair panelin gerçekleşmesinde aldığı rolü devam ettirememesinin hukuki bir bağlayıcılığı mı var…" cümlesi mimarlar odasının sorumluluğu için kurulmuştur.

Cevat İnce (06/01/2016 11:28)

evet günümüz yada çağdaş mimari örneklerinin korunması konusunda bu kentte birde panel yapılmıştı... Üstelikte bu yapı grubu içinde nikah dairesi olarak kullanılan katında.... sorun Kentte yakın dönemin izlerine dair yapıların korunması idi.... sonrası süreçte ne yaşadık... sanayi yapılarından bir AVMye feda edilen tekel kanyak fabrikası....ardında akfa binası... şu anda yıkımına başlanan hastane bayırında ki vali konağı... sırada ne var... Troia ören yerinde inşa edilen müze tamamlandığında önümüzde vede gözümüzden kaçırılacak bir Arkeoloji müzesi binası... sokak aralarına saklanmış küçük yapılar... yeni Vali konağı ile Çanakkale Valileri balkonlarından denizi tekrar görme sansını yakalarken... kent belleğinden ve mimarlık tarihinden gidenler... evet Sayın Erten'in bir kompleks üzerinden tespitleri... güncel/çağdaş eserlerin korunmasına dair panelin gerçekleşmesinde aldığı rolü devam ettirememesinin hukuki bir bağlayıcılığı mı var...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir