Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Şu Sivas’ın Yangınları

Şu Sivas’ın Yangınları

En çok üzüldüğüm şeylerden birisi, insanların “fikir ve düşüncelerinden” dolayı öldürülmesidir.
Bir gazetecinin makalesinden, bir ozanın şirinden, türküsünden, bir yazarın kitabından dolayı öldürülmesi…

Aklın alacağı bir şey mi?
Abdi İPEKÇİ, kurşunlanarak öldürüldü. Uğur Mumcu, parça parça edildi. Adını sayamayacağım birçok aydın insan, düşünmenin ödülü olarak “ölümle” ödüllendirildi.

Tarih, 2 Temmuz 1993.

Aradan, tam 19 yıl geçti.

Sivas’ta Madımak Otelinde; “Hasret GÜLTEKİN” ve “Muhlis AKARSU” gibi değerli “37 Can” yakıldı. Külleri savruldu.
“Muhlis AKARSU”
         “Akarsu’yun yansamsa,
Kül olup savrulsamda,
Bazı bazı gülsemde,
Yine gönlüm hoş değil.”
  Diyerek, yaşarken “yakılacağını” biliyormuş sanki.

“Hasret GÜLTEKİN”
“Güle yel değdi güneş olursa
Cana ten değdi ateş olursa
Oy beni beni kanlar otağı
Oy beni beni dertler ortağı toprak.”
Diyerek “ateşi” tanımış ve  “toprakla” dost olmuştu.

Birde türkünün son bölümünde;

“Bir bak şu göğe,

           Umut yoludur.

          Bulandı kana,

          Zulüm yoludur.” Demesi yok mu ya. Eritiyor beni. Sızımsızım sızlatıyor içimi.

Hem umutlu olacaksın. Hem de, zulüm yolunu göreceksin.

Nasıl bir duygudur bu.

Bu duygular var ya.

Karanlıkları, kara düşünceleri korkuttu işte.

Adamlar, sazdan sözden korktular.

Ateş ile korkaklıklarını birleştirdiler.

Yaktılar.

Ateş ile sınava tutulanlar, yandı. Yandılar da, kül oldular mı?

Bedenleri, kül oldu.

Ya aydınlık fikirleri, düşünceleri, duruşları…

O faziletler bizim içimizde çiçek açıyor.

Kan kırmızı, ateş çiçekleri.

Elerimizde büyüyen, “ateş çiçekleri.
        Bu ülkenin aymazları; Siz, “37 Canı” öldürdük diye sırıtın. Gittiler, yok oldular diye kendinizi kandırın.

Müslümanlıkta, “bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş sayılır” sözünün anlamını algılamamak için kılıflar uydurun.
’37 Yüreğin’ yiğit kişilikleri ve sesleri, hala bir yerlerde yankılanıyor.

Sazlar çalınıyor.

Türküleri söyleniyor.

 

Şiirleri, bayram kartı oluyor. Ezber ediliyor.
Kitapları okunuyor.

(Gençler, Muhlis AKARSU(45) ve Hasret GÜLTEKİN(23) türkülerini keşfedin. Müziklerini iyi dinleyin. Sözlerine dikkat edin. Yeni bir “Dünya” içine gireceksiniz.)

2 Temmuz1993’te yakılan 37 değerli insanin 35’i sanatçı idi. Bu insanları araştırın, Kimmiş öğrenin. Eğer içlerinden “biri” bir karıncanın ekmek kırıntısına göz dikmişse, onursuz yaşamışsa, ölenlere değil, bana “lanet” okuyun.
Ölümün bedene getirdiği yok oluşu, duygu ve düşüncelere uygulayamazsınız.

Tek tip insan ve tek tip düşünce olamaz.

Herkesin düşüncesine saygı göstermek bizim temel felsefemiz olmalıdır.
“Ölüm” her şeyi yok etseydi, “Pir Sultanlar, Karacaoğlanlar, Yunus Emreler, Nesimiler, Ruhsatiler, Emrahlar, Sümmaniler? Dede Korkutlar?” Bu günlere gelirler miydi? Türküleri söylenir miydi?

Bizler; bin yıl önce, bedenen ölmüş insanları hatırlar mıydık?
Bin yıllık türküler dillerimizde kalır mıydı?
İnsanlar ne zaman ‘HOŞGÖRÜYÜ’, “ZIT FİKİR VE DÜŞÜNCELERE’ değer verecekler, o zaman dünya daha güzel olacak.

Ne demiş Âşık Veysel:

 “Kim okurdu, kim yazardı.

Bu düğümü kim çözerdi.

Koyun kurt ile gezerdi.

Fikir başka başka olmasa.”

?

Fikirler başka başka olsun ki, “en güzel, en doğru” bulunsun.
Dünya’yı silahlar ve kavga değil, bir şairin dediği gibi, ‘GÜZELLİK’ kurtaracak.
Yakılan, “37 değerli insanın” her zerresi “güzellikler ve dostluklarla “ doluydu.
Üzülüyorum. Kahroluyorum.
Güzel insanların, bu dünyadan erken ayrılmalarına dayanamıyorum.
Dertleniyorum.
Yüreğimdeki yangınları söndüremiyorum
Bu Dünya’da hiçbir insan,  ‘YANMAYI’ hak etmiyor. Kimse yanmayı ve öldürülmeyi hak etmiyor. Bizler öldürmekten yana değil, yaşatmaktan yana olmalıyız. Herkes bunu böyle bilmeli.
        “Her şeye rağmen yaşamak ve yaşatmaktan yanayız.” haykıralım.

Her şeyin merkezi insandır. İnsanlıktır en büyük fazilet.
Gelin barışalım, dünyayı paylaşalım.
‘DERDİMİZ’ değil, ‘SEVGİMİZ’ çoğalsın.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir