Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Sular Yükseliyor…

Sular Yükseliyor…

Küçük işlerle boğuşmaktan, büyük fotoğrafı görmüyoruz çoğu zaman. Oral Kaya’nın paylaştığı uluslararası iklim örgütü tarafından senaryolaştırılan bir görsel harita, büyük fotoğrafı başımıza vurdu adeta…

Mesele kısaca şudur efendim, fosil yakıtlar ve diğer çevresel felaketlerin sonucu olarak ısınan dünyamızda bir çok iklimsel değişim yaşanacaktır. Bu değişimlerin birisi de ısının artması sonucu denizlerin yükselmesi (buzulların erimesi sonucu) ve bu yükselmenin bir çok deniz ve suya kıyısı olan kentleri ve insan yerleşimlerini, ovaları, tarım topraklarını tehdit etmesi, yani bu alanların suların altında kalmasıdır.

KENTİN YARISI SULARA GÖMÜLÜYOR
Bildiğiniz gibi Çanakkale’de denize kıyısı olan bir coğrafyada yer almaktadır. Yine Oral Kaya’nın notuna göre; “Hava sıcaklıkları 2 veya 4 derece arttığında kentin neredeyse yarısı sular altında kalıyor.. Şu anda sıcaklık artışı 1 derece oldu bile…” Evet, bizimle paylaşılan görselde sular altında kalan Çanakkale kentini gösteriyor.

Bu görsele göre; Sahildeki kordonlar ile Sarıçay kenarındaki bölgeler ve Barbaros Mahallesi’nin havaalanı dahil hemen hemen tümü sular altında kalıyor.

Çanakkale Sular Altında

YENİ BİR DURUM DEĞİL…
Bu konuda Çanakkale YG 21 çalışması olarak başlayan “Çanakkale Kentsel Gelişim alanları Çalışma Grubu” tarafından yapılan 2006 yılında kitaplaştırılan “Çanakkale’nin Kentsel Gelişimini (1462-2006) ile Fiziki Coğrafya İlişkisi” adlı çalışma bu durumu tüm açıklığıyla öne koymaktadır. (İsteyene elektronik ortamda iletebilirim.) Kentin yaşayacağı en büyük afetlerden birisini (deprem kadar önemli) suyun yükselmesi oluşturmaktadır. Öğrendik ki suların 1cm yükselmesinin etkisi 50 cm civarında olabiliyormuş. Velhasıl kentin büyük kısmının, üstelik idari, ticari ve yoğunluklu konut alanlarının bulunduğu bölgeler sular altında kalacaktır.

Bu çalışma bu durumu tespit etmekle kalmıyor, çözüm önerileri de sunuyordu. Kentin bu bölgelerinin merkez dışında önerilen yüksek ve sağlama zeminli alanlara doğru taşınması (desantralize edilmesi) isteniyordu. Bu bölgelerin de kat sayıları düşürülmüş, hafif malzeme ve binalardan oluşan mekanlara dönüşmesi, hatta kent tarımcılığının özendirilmesi önerilmiştir.

RANT NELERE KADİR…
Bu bilimsel verilere dayalı çalışma, kitaplaştırıldığının hemen ertesinde toplantılarda, meclis gündemlerinde, salonlarda güzelce anlatıldı, iktidarların ve ilgi duyanların koltuk altlarına birer tane kitap da tutuşturuldu. Bu kentin karar vericileri içinde ben bundan haberdar değilim diyenler ya yalan söylüyordur, ya da asosyal saftiriktirlerdir.

Peki buna rağmen ne oldu; Barbaros mahallesi külliyen 2 kattan 4 kata, hatta bazı bölümleri 5-6 kata yükseltildi. Sarıcay kenarındaki bir otele 8-10 kat imar verildi. 2. kordondaki bir otele 7 kat görünümlü 5 kat imar verildi. yine Sarıcay kenarında ki bir mahalle parçasına 5 kattan 13 kata kat artışı ve 3 misli yapı alan artışı verildi. Benim unuttuklarımı siz sayın lütfen…

VELHASIL…
Hollanda deniz kenarındaki tüm yerleşimlerini özellikle Amsterdam’ı bu afet ve felaketten korumak için çok ciddi çalışmalar planlayıp, kaynak aktararak uygulamaya geçiyor. Kentlerinin deniz ile arasına büyük set çekip suların gelmesini önlemeye çalışıyor.

Bizim neler yaptığımız ise yukarıdaki örneklerden malum… Kafamıza bile takmıyoruz, keza kafamıza sıkıyoruz…

İlgili çalışmanın özet hali Mimar İsmail Erten tarafından hazırlanmıştır: ÇANAKKALE’NİN GELİŞME ALANLARINDA EKOLOJİK YAKLAŞIMLAR

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir