Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Yalnız ve Kimsesiz Kuşlar

Yalnız ve Kimsesiz Kuşlar

Yalnızlığı severim.

Öyle sürekli değil canım.

Güvenli bir ortamda, evde, sokakta yalnız olmayı, dolaşmayı severim.

Kendi kendime bir yerlere bakınmak. Bir kuşu gözlemek. Bir karınca yuvası başında tek başıma gözlem yapmak. Bir ağacın altında yan gelip uzanmak, bir küçük kuşun dallar arasında yiyecek aramasını gözlemek hoşuma gider.

Bütün bunları yalnız yapmak daha da çok hoşuma gider.

Bir orman içine yalnız başıma girdiğimde, belirli bir süre sonra yalnızlığım beni korkutabilir.

Güvensiz bir sessizlik ürpertir ben.

Bir kuş sesi güven verir bana. Önümden geçen tedirgin olmuş bir kuş bana arkadaş olmuştur bilmeden.

Kuş bunu bilmez de, ?ben kuşun arkadaşlığını iliklerime kadar? hissederim.

Çok çobanlık yaptım.

Birçok kuşun sesini tanırım.

Bülbül öterken öyle gizler ki kendini, zor görürsünüz. Bülbülsüz bir orman, müzik aleti olmayan orkestraya benzer.

Tarla kuşları, kargalar, karatavuklar, ibibik kuşları, ağaçkakanlar, sinek kuşları?

Kendisi minnacık, küçücük, ufacık? Sesi güzel kuşlar?

Doğanlar, atmacalar, şahinler, kerkenezler?

Adını bilmediğimiz daha birçok kuş.

Orman içine girildiğinde öyle güzel şarkılar söylerler ki, herkes duyamaz. Sadece yüreğinde sevgi besleyenler duyabilir.

Bir de yalnız olmak gerekir, duyabilmek için.

?Bir kuşlar olacak bir de siz.?

*

?Çanakkale Çevre Platformu? Kazdağları?nın doğal yapısının bozulmaması için mücadele veriyor.

?Altın arayıcıları, termik santral kurma çalışmaları? doğanın dengesini bozacak. Hep sonradan gelir ya aklımız başımıza. Kazdağları elden gidecek. Ağaçlar gidecek. Sular kirlenecek. Kuşlar gidecek. Kimse farkında değil.

Geçmiş çağlardan miras aldığımız bin pınarlı İDA, kıytırık yatırımlar için elimizden kayıp gidecek.

Birde doğayı korumak adına, başka hiçbir çıkarı olmayanlara saldırmaları yok mu ya.

Çevrecileri ?öcü? gibi gören çıkarcılar, yardakçılar, yalakalar bol miktarda var.

Arkadaşlar, sürekli çalışıyorlar. Bir arkadaş Kazdağları ve çevresindeki kuşların seslerini kaydetmiş. Bir müzik eseriyle birlikte, kuşlar sesleriyle yeni bir sentez oluşturmuşlar. Öyle güzel bir senfoni oluşmuş ki. Bu kuş seslerinin, kuşların yok olması kabul edilemez.

Bir kerkenez kuşuna, bin termik santral verseler değişmem.

*

Şu sıralar, Kazdağları ve çevresindeki yerleşim yerlerinde şiddetli bir kış yaşanıyor.

Geçen hafta, Bayramiç?te ve Yenice?de hava sıcaklığı -8 derecenin altına düştü. Bayramiç?te bir karga konduğu dalda donup kalmış. Geçen yıl Erzurum?da bir kurt ayakta donmuştu.

Şiddetli soğuk, doğadaki hayvanları öldürebiliyor.

Kar çok güzel.

Su kaynaklarının dolması ve bitkilerin yaşaması için çok önemli.

Soğuktan en büyük zararı gören kuşlar. Üşüyorlar, yiyecek bulamıyorlar.

Kuşlar dağlardan, köylerin kentlerin içine indi.

Ben biliyorum. Birçok insan evlerin pencerelerine yem koyuyor. Ekmek kırıntısı bırakıyor.

Bir arkadaşım kuşları beslemek için evinin balkonuna bir tepsi çakmış.  Her gün içine yem koyuyor. Mahallenin bütün kumruları orada.

Tepside yem bitince, cama gagasıyla vuruyormuş kumrular.

Eskiden inşa edilen evlerde, ?aşiyan? adı verilen kuş evleri olurmuş.

*

Bugün, kuşları ne kadar sevdiğimiz tartışılır.

Serçeler (köy kuşları) yoksa bir köy yetim kalır.

Kırlangıçlar gelmezse, baharın geldiğini havaların ısındığını nerden anlarız?

Buğday tarlasında yemyeşil başaklarının üstünden rüzgar geçerken, guguk kuşu ötmezse olur mu?

Kumru yoksa evimizin bahçesinde, bir yuvası yoksa üzüm asmasında, ?guguşcuk? diye bir ses duyulmuyorsa, siz geçimsiz birisiniz demektir.

Pinarların (Pırnar) arasından, keskin bir sesle, karatavuk (karabakal) çığlık atmıyorsa, ?mum kekmeler? yoksa bağlarda bahçelerde? Siz niye duruyorsunuz, o yerlerde?

Leylek yoksa sizin dereniz temiz değildir.

Güvercin beslemiyorsa çocuklar, kedi olmuşlardır aşağı mahallede.

Kerkenez, ara sıra kavak ağcından serçe kapıyorsa ormanda bir yiyecek sıkıntısı var demektir.

Tarlaların içindeki konak ağaçlarının tepelerinde oturan doğanlar, atmacalar yoksa yörenizde çok bohçacı var demektir.

Kekliklerin ötmesi, kayıt cihazlarında kalmışsa vay halinize.

Çulluklar (yelve) resimlerde kalmışsa.

Avcı geçinenler bir günde yüz bıldırcın öldürmekle övünüyorsa (!)

Vay halimize!

Kuşlar uçmalı.

Turnalar, selam götürmeli nazlı yarin diyarına.

*

Şunu da belirteyim.

Eskiden, beslenmek için gerekli olan et ihtiyacını karşılamak için ava gidilirdi.

Avcılığın felsefesi değişmese de. Av ve avcı arasında bir yarış olacaksa, adil olmalı.

Artık avcılık, spor olmalı. Silah, hayvanlara atılmamalı artık. Gerçi avlanacak av da kalmadı ya, neyse. Neslini kuruttuk, bütün kuşların neredeyse.

Marketlerde her çeşit et var günümüzde. Paket paket. But ayrı, incik ayrı, kanat ayrı, ciğer ayrı, yürek ayrı?

Vallahi, tavukların ?taşlık? kısmı bile var.

Bir kuşun etine mi muhtaç kaldınız ey avcılar?

*

Birisi anlatıyor.

?Köye gittim. Kar yağınca dağda gördüğümüz kuşlar köyün içine inmiş.?

Eeee!

Bubam tavıklara yim verikene unnada geliyomuş. Bubam da bi sopala kuşları öldürmüş.?

Bu karda kışta biçare kuşları beslesen olmaz mı be adam?

Üzülüyorum ve kızıyorum.

Hep aklımız öldürmeye çalışıyor.

Bir lokmacık eti olan kuşu öldürüp de eline ne geçti?

Sorsan bazılarına, ?her şey insan için? der.

Aslında her şey, doğadaki bütün canlılar için.

Doğada yaşayan bütün canlılar için olmalı her şey. Ayırım olmamalı.

Dağa da ?bitkiler, hayvanlar yoksa? insanda yok.

Yaşamak için yaşatmak gerekli.

Başka yolu yok.

Hayvanlar birbirini avlarken bile eleme yapıyorlar.

Bir canlının yok olması demek, başka bir canlıyı da ortadan kaldırıyor.

Zincir koptu mu, çaresi yok.

Yaşatma görevi, en çok insanların sorumluluğunda.

*

Evin önünde soğuktan donmuş bir kumru buldum.

Önce ölmüş zannettim.

Evin içinde, kaloriferin yanına bıraktım. Kumru iki saat sonra kıpırdamaya başladı. Kuyruğu da yok. Belki bir kedi kopardı.

Neyse; bizim kumru canlandı. Bir kutu içine aldık. Bakıyoruz. Yem yiyor, su içiyor. Evin içinde uçuş talimi bile yaptı. Bir iki eşyayı da dağıttı, olsun.

Evde herkesin ilgi odağı oldu bu kumru.

Kumru bizim eve yerleşti.

Ne zaman ki, ?kar yerden kalkacak, hava ısınacak? o zaman gidebilir.

*

Kuşların çeşit çeşit yuvaları var. Yuvada kuşları seyretmek, boş yuvayı incelemek çok hoşuma gider.

Bir şairin dediği gibi, ?boş kuş yuvaları özgürlüğü anımsatır.?

Çevrenizdeki kuşlarla birlikte yaşamayı öğrenin. Bir kuş gördüğünüzde öldürmek aklınıza gelmesin. Yaşatın, siz de yaşayın.

Kuşların o kadar çok yararları var ki. Saymakla bitmez.

Biz şanslıyız. Yenice ve çevresinde, başka yerlerde olmayan onlarca kuş türü var.

Dikkatli bakın, görürsünüz.

*

Edebiyatımızda kuşların yeri bir başkadır. ?Gurbet Kuşları? filmini bilirsiniz. ?Kuşlar? ile ilgili birçok şarkı ve türkü de vardır. Halk türkülerimizde; bülbül, keklik, turna, şahin? gibi kuşların adı bolca geçer.

??

?Yetişin nefesim bitiyor yetişin bana kuşlar

Ya özgürlük adına ya da sevda hatırına

Bir dalı kırık ağacım söküp beni koparın

Bir deli orman içine bırakın beni kuşlar?

?

Bir ?Edip Akbayram? şarkısı.

?…

?Uçun kuşlar uçun doğduğum yere
Şimdi dağlarımda mor sümbül vardır
Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır?

?

Şiir: ?Rıza Tevfik Bölükbaşı.? Bir ?Ahmet Kaya? şarkısı.

*

Yalnız mısınız?

Bir dost sohbeti bile sizi teselli etmiyor mu?

Bir kuş sesine takılın.

Anlattıklarını bir dinleyin.

Kuşları kimsesiz, yetim bırakmayın.

Mutlu olacaksınız.

Kuşlar herkese gülümser.

Siz de gülümseyin.

Filtreler:

Yorumlar

ahmet (14/02/2010 19:22)

ellerine sağlık amca

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir